Arşiv

Archive for Temmuz 2013

İş Hayatı ve Kişisel Hayat için Küçük Öğütler

Aşağıda paylaşacağım adımlar, oldukça uzun zaman önce elime geçti. Bir iş arkadaşım, proje yönetimi üzerine olan bu adımları beğendiği ve projelerin benzer mantıkla yürütülmesini düşündüğü için diğer iş arkadaşlarıyla paylaşmıştı. Ben de oldukça beğendim ve hatta bu adımların sadece işteki projelerde değil, özel hayatımızdaki problemlerde de kullanılabileceğini düşündüm. Bu yüzden, Volvo’nun kendi şirketine Yalın Düşünce felsefesini yaymak için oluşturduğu bu adımları, Türkçe’ye çevirdim. Bunları okurken hayata olan izdüşümlerini düşünün. Mutlaka ortak payda yakalayacaksınız.

  • Her şeyi, bir anda yapmayın.
  • Şirketteki bazı gönüllü kişilere çevre eğitimi verin.
  • Tek araçla başlayın.
  • Tek grupla, bir alandan ve bir proje üzerine başlayın.
  • Acele etmeyin.
  • Basit tutun.
  • Tek seferde muntazam yapmak için çabalamayın ve tek seferde mükemmel olması için de baskı kurmayın.
  • Çalışanlar için gerekli bilginin dağıtımına özen gösterin; eğitime ve bilgiye önem verin.
  • Tek çözümle kendinizi sınırlamayın, sürekli geliştirmeler yapın.
  • Çevrenizdeki insanlara geri bildirimlerde bulunun.
  • Hata yapmaktan çekinmeyin.
  • İşinizi görselleştirin.
  • Her zaman küçük değişimler yapın; böylece sonuç olumlu olmazsa geriye dönüşünüz daha kolay olur.
  • Az ama büyük adımlar atmaktansa, çok ama küçük adımlar atmayı yeğleyin.
  • Ölçüm yaparken, ölçmeyi doğru yaptığınızdan ve sayısal değerlerin mantıklı olduğundan emin olun.
  • Müşteri memnuniyetini unutmayın.
  • Sorumlulukları dağıtın/paylaştırın.
  • Başarı için, projenin tümüne kalpten bağlılık zorunluluktur.
  • Sorunların %80’ini hızlıca çözmek, %95’ini yavaşça çözmekten iyidir.
  • Proje devam ederken durum bilgisini proje sorumluları ile paylaşın ki herkesin neler olduğundan haberi olsun.
Kategoriler:iş hayatı, Mühendislik

Benden Şarkılar – How to Fight Loneliness (Wilco)

1 ay önce bir arkadaşımla gecenin bir vakti yazışıyoruz. Söz, sevdiğimiz şarkılardan açıldı. “Bak, ben bunu çok severim, bir dinle.” diye bu şarkıyı önerdi. O gece dinleyip kenara attım kafamda. 2 gün önce sabah çalışırken Joy FM dinliyorum (Bu aralar fena sardım bu radyoya). Çat, bu şarkı çıktı. Pek yapmam ya, webden sözlerini bulasım geldi. Çok az ama öz sözleri var lakin beni bir etkiledi ki… Sanırım son aylardaki hislerimi en iyi ifade eden şey!

How to fight loneliness / Yalnızlıkla nasıl savaşırsın
Smile all the time / Her zaman gülerek
Shine you teeth til meaningless / Anlamsızca dişlerini parlat
Sharpen them with lies /Onları yalanlarla bile

And whatevers going down / Ne, seni aşağı çekerse
Will follow you around / Seni etrafta takip eder
Thats how you fight loneliness / İşte yalnızlıkla böyle savaşırsın
You laugh at every joke / Her espriye gül
Drag your blanket blindly / Battaniyeni bilinçsizce üzerine çek
Fill your heart with smoke / Yüreğini isle doldur
And the first thing that you want / Ve istediğin ilk şey
Will be the last thing you ever need / İhtiyacın olan son şey olacaktır
Thats how you fight it / İşte böyle savaşırsın

Just smile all the time / Sadece daima gülümse
Just smile all the time / Sadece daima gülümse
Just smile all the time / Sadece daima gülümse
Just smile all the time / Sadece daima gülümse

Kategoriler:şarkı Etiketler:

Hayattan Notlar

  • Yine kitapla bir ‘Hayattan Notlar’a daha başlayalım: Geçtiğimiz ay gösterime giren Baz Luhrmann’ın The Great Gatsby‘sini izlemeden kitabını okuyayım, dedim kendi kendime. Kitabı gösterim öncesi bitirmeme karşın, film hakkındaki sürüyle negatif eleştiri sayesinde filme gitmedim. Bir ara izlerim nasılsa. Lakin geçen hafta, 1974 yapımı uyarlamasını izledim. Klasik ve kolaya kaçan bir uyarlama olmuş. Yönetmeni Jack Clayton, adamın neredeyse en ünlü filmi bu. Asıl senarist bomba: Francis Ford Coppola! Coppola adından beklenildiği kadar yaratıcı değil. Zaten okuduğuma göre esas senaryoyu çok cüretkar değişikliklerle Truman Capote (bkz. Breakfast in Tiffany ve In Cold Blood) kaleme almış ama stüdyo beğenmemiş. Oyuncu seçimi fiyasko bence: Robert Redford ve Mia Farrow. İkisi de yakışmamış.

great gatsby

  • Kitaba gelirsek; çok başarılı olduğu kesin. Fitzgerald burjuvazinin kibrini, tekdüzeliğini ve vurdumduymazlığını altmetinlere iyi yedirmiş. Yüzeyden bakınca, tipik bir zengin kız-fakir oğlan hikayesi lakin altı çok iyi beslenmiş. Karakterler gayet canlı ve tökezlemiyor. Hem kaliteli hem de zevkli bir kitap okumak isteyenlere tavsiyemdir.
  • Ondan hemen sonra en sevdiğim film eleştirmeni olması dolayısıyla Uygar Şirin’in Karışık Kaset‘ini okudum. Bir şaheser olmadığı kesin, yer yer klişeler de var lakin ben kitabı çok sevdim. Sebebiyse kendimi bulmam. Ana karakterin bazı özellikleri ve bazı davranışları bana acayip benziyor. Zaten sulugöz bir romantik film hayranı olarak konu da bir süre sonra beni eline aldı. Aralarda da enfes şarkılar var. Sıkılmadan okunacak, sağlam bir roman.

karışık kaset

  • Şu sıralar ise ünlü Game of Thrones dizisine konu olan A Song of Ice and Fire kitap serisine başladım. Daha ilk kitabın 200. sayfasını yeni geçsem de serinin ana görünümü belli oldu. Kitaplar, asıl gücünü olay örgüsünden ve fantastik türü layığıyla kullanmasından alıyor. G.R.R. Martin kolay okunan (İngilizcesi gayet anlaşılır), akıcı ama yüzeysel bir eser yaratmış. Daha bir sürü ayım bu eserle geçecek gibi duruyor, sırf olayların gidişatı için soluksuz okunabilir.

a song of ice and fire

  • Konserlere gelirsek, mayısın başında ilk senfoni konserime gittim. İKSV ve Eczacıbaşı, merhum Şakir Eczacıbaşı anısına New York Filarmoni Orkestrası’nı 2 günlüğüne İstanbul’a getirdi. Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen konserlerin ikinci gününe katıldım. İlk senfonik konserimdi ama hiç sıkılmadım. Önce çevremi gözlemledim. Oldukça şık bir davetli topluluğu vardı. En ucuz biletlerin olduğu balkonda daha çok benim yaşlarımdaki kitle vardı ve ortam daha rahattı. Şortla gelen bile gördüm. Konserin ikinci arasında çaktırmadan ana salona indiğimizde ise profil değişimi çok açıktı. Tamamen abiye kıyafetler için üst sınıftan oluşan bir tabaka. Gayet şık bir kumaş pantolon-gömlek kombinasyonu yapmama rağmen ben bile eğreti kaçıyordum aralarında. Daha fazlasını oku…

Gezi Olayları Üzerine Notlar

02/07/2013 3 yorum
  • Son 1 ayda ülke gündemi ve durumu bayağı değişti. Bu blogta okuduğunuz bazı cümleleri dillendirmekte bile zorlananlar, sokağa çıkıp haklarını aramaya başladı. Son derece güzel gelişmeler yaşanıyor yani. Lakin ortamın karmaşasından dolayı ortada sürüyle fikir, sürüyle de fikir çatışması var. Herkes suçu başka birine/bir şeye bağlayıp yakayı sıyrılmayı düşünüyor. Fakat mevcut durumu, o kadar basit çözemezsiniz.
  • Hükümet tarafı, tipik Türk egosuyla “Ben baştaysam benim dediğim olur.” mantığıyla direnişçileri küçümseyip/görmezden gelip dinlemek istemiyor. Olayı, basit bir yürüyüş/miting çerçevesinde tutmak istiyor. Oysa ki daha 1 Haziran’da durum, bu eşiği aşmıştı.
  • Direnişçilerin hepsi olmasa da ve sayıları günler geçtikçe azalsa da bir bölümü de, tek çözümü hükümetin istifasında buluyor ve ne hikmetse bunun hemen gerçekleşeceğini varsayıyor. Evet, direniş daha önce bu ülkenin görmediği kadar önemli ve demokratikti. Lakin bu nokta, bizim ülkemizde hemen sonuç veremez, hele böyle başsız bir harekette. Nitekim hükümet, Hülya Avşar ve Polat Alemdar (orada bulunan karakterdi, oyuncunun kendisi değil) ile görüşerek hareketi nasıl gördüğünü göstermiştir.
  • Sonucun kısa vadede alınamacağı aslında baştan belliydi. Ama nedense iki tarafın çoğunluğu bunu anlamamakta ısrar etti. Hatta hala anlamayanlar (anlamak istemeyenleri ayrı tutuyorum) da mevcut. Türkiye’nin yeni bir döneme girdiğini, bazı şeylerin eskisi gibi olmayacağını artık kanıksamalıyız. Ayrıca, “Eski halde ekonomimiz pek bir güzeldi. Gezi direnişçileri mahvetti!” geyiğine hala inanan varsa cidden fena halde çağ dışı kalmıştır. Üstelik onlara daha kötü bir haberim var: Gezi Olayları ile başlayan dönemde okumayan, araştırmayan, alternatif kaynaklarla bilgisini doğrulamayan (kastettiğim sadece politikada değil, hayatın her alanında geçerli olacak) kişi gündemin gerisinde ve atıl kalmaya devam edecek ve bu gerçek gitgide onları sistem dışına itmeye başlayacaktır. Daha fazlasını oku…