Hayattan Notlar

  • Kısa kısa konudan konuya atladığım bu köşeye nicedir uğramıyordum. O yüzden bayağı konu birikti. Artık bu kadar biriktirmeme niyetindeyim. Umarım aksi olmaz.
  • Önce mekanlardan başlayalım. Bildiğiniz üzere yeme-içme sektörü son birkaç yılda atağa kalktı. Ardı ardına şık yerler, yabancı lüks zincirlerin şubelerini ülkemizde de görür olduk. Hatta Ferit Şahenk, Dream Group adı altında bayağı marka topladı. Şimdi de ünlü müzik organizasyon grubu Pozitif Live’i alıyormuş. Kendi kendime “Yuh!” dedim, neyse ki Babylon kapsam dışıymış.
  • Belçika menşei lüks fırın Le Pain Quotidien, İstanbul’da 6 şubeye ulaştı. Ben birkaç ay önce bir arkadaşımla Suadiye’deki şubesine kahvaltıya gittim. Ortamı gayet nezih ve şık. İnsanların iş toplantılarını da gerçekleştirebileceği büyük masalar mevcut. Mekan esas cafe tarzı olsa da içinde fırın var, sadece ekmek veya kahvaltılık malzeme alıp çıkabiliyorsunuz. Kahvaltı menüsü öne çıksa da diğer ana yemekler de mevcut menüsünde. Ben önce bir menemen aldım (tipik haftasonu kahvaltım 😀 ), küçük bir porsiyon geldi ama gayet lezizdi. Yumurtaların ve diğer tüm malzemelerin organik olduğu belirtilmişti menüde, fark hissediliyor gerçekten. Arkadaşım çikolatalı kruvasan aldı ve beğendi. Sonra da ben bir browni ısmarladım. Önüme altı kağıtlı kupkuru görünümlü simsiyah bir kek geldi. Görünüş negatifti ama tadı harikuladeydi. Fiyatlar adam başı 20-30 TL arası, denemeye değer.
  • Kahvaltı demişken, daha önce yazmış olabilirim lakin son 1.5 yıldır belli aralıklarla Anadolu Hisarı’ndaki Göksu Cafe’ye gidiyorum ve çok beğeniyorum. Kaliteli, leziz ve uygun fiyatlara sahip.
  • 1.5 ay önce arkadaşlarla Haydarpaşa Garı içindeki meyhaneye gittik. Adı Mythos, 110 yıllıkmış (pek inandırıcı gelmedi nedense), Ege meyhanesi konseptine sahip. Duvara eski Yeşilçam filmleri yansıtmaları çok güzel bir dekor. Mezeleri gayet güzel, balık da aldık, fena değildi açıkçası. Fiyat da adam başı 70 TL geldi, açıkçası öyle bir mekana göre çok geldi bana. Aynı fiyata daha iyi yerler var.
  • Ayrıca Ortaköy’de bir pizzacıya gittik, yakın bir arkadaşım ısrar etti. Ortaköy çarşı içinde bulunan Pizano’nun sadece 4 masası var. O yüzden masa bulmakta sıkıntı yaşayabilirsiniz. Ama değer bence çünkü pizzası çok iyiydi, fiyatı da adam başı 30 TL civarı. (fotoğrafı siteden aldım)

pizza26_k

  • Geçen hafta da son yılların modası butik burgercilerin yeni biri olan Gourmet Burger Kitchen’a (GBK) gittim. İngiliz menşei ünlü bir burgerci. Şu anda sadece 2 şubesi var Türkiye’de. Ben Kanyon’dakine gittim. Gerçekten iyi burger yapıyor ve fiyatları da uçmuyor, mantık çerçevesinde. Yalnız ketçap-mayonez olarak Heinz kullanmamaları eksi puandı.
  • Müziğe geçiş yapalım. Bu aralar bir sürü yeni albüm dinliyorum sürekli. Öncelikle Jehan Barbur ‘Sarı’yı çıkarttı geçen ekimde. Güzel albüm. ‘Eskiden’, ‘Dalyan’ ve ‘Kırık Bir Aşk Hikayesi’ favorilerim.
  • Biraz geç olsa da Ceylan Ertem dinlemeye başladım. Sonbaharda çıkan albümü ‘Ütopyalar Güzeldir’i aralıksız 2 ay dinledim galiba. Daha ilk albümüne sarmadım, onu da edinince konsere gideceğim.  Albüm favorileri: ‘Annem Duysa Üzülür’, ‘Kış Çok Suçlu’ ve ‘Oğlan Acı Çekiyor’
  • Ardından Yasemin Mori’ye sardım son 1 aydır. İki albümünü de edindim arka arkaya. İlk albümü ‘Hayvanlar’, ‘Deli Bando’dan bir tık daha iyi geldi. Her gün dinliyorum bu aralar. Sevdiğim şarkılar; ilk albümden ‘Aslında Bir Konu Var’, ‘Arjantin’ ve ‘Aptal’; son albümden ise ‘Deli Bando’, ‘Geronimo’ ile ‘Kırmızı Küçük Tilki’ çok başarılı. Bir şans verin ve dinleyin! Öbür ay bir konser patlatmam lazım!

 

  • Yeni alternatif şarkıcılardan Mabel Matiz, çok geciktirmeden 2. albümünü çıkardı. ‘Yaşım Çocuk’u daha yeni dinliyorum ama başarılı olduğu kesin.
  • Mor ve Ötesi’nin son albümü ‘Güneşi Beklerken’i de yeni edindim. Çok iyi bir rock albümü olmuş. Anladığım kadarıyla herkes memnun kalmış, bu kadar iyi bir rock albümü dinlemeyeli çok olmuş. Sahi Malt ve Duman’ın yeni albümleri ne zaman gelecek?
  • Ocak’ın ortasında Birsen Tezer’in yeni albümü ‘İkinci Cihan’ın lansman (albüm dün çıktı!) konserine gittim. Bahaneyle de Ghetto’ya ilk defa gitmiş oldum. Çok beğendim mekanı, konser dinlemek adına çok uygun. Konser öncesi tüm içkilere yaptığı %50 indirim ise beni benden aldı! (Alttaki fotoğraf kendi çekimim olduğundan bayağı kayık, idare ediverin 😀 Birsen Tezer’in yanında Bülent Ortaçgil, onun da yanında Erkan Oğur var!)

2013-01-17 23.57.03

  • Konsere gelirsek bence muhteşemdi. Diğer türlü zaten daha önce 2 kere canlı dinlediğim Birsen Tezer’e hafta içi gitmeye kasmazdım. Sahnede rakı içen cazcımız, 21.30 resmi saatli konserine 22.30’da çıktı. Ama değdi mi, değdi! Konserde yeni albüm tamamiyle çalındı. Bazıları yine çok hoş ama özümsemek adına albümü edinip birkaç kere dinlemek gerek. Konseri muhteşem yapan konuklardı. Birsen’in arkasında konserin tamamında, albümün de müzik direktörü olan Gürol Ağırbaş çaldı. Sırayla şu sanatçılar sahneye çıktı: Akın Eldes bir şarkının solosunu çaldı, enfesti. Sibel Köse kadife caz vokaliyle Birsen ile düet yaptı. Keza İlhan Şeşen de ‘Aşk Adına Söylenmemiş Her Şey’de düet yaptı. Sonra Tarık Aslan ve arkadaşları doğaçlama perküsyon şov yaptılar, görmeniz gerekirdi. Aslı bombayı sona saklamış Birsen. Erkan Oğur çıkıp bir şarkı çaldı, ama asıl sonradan Bülent Ortaçgil de çıkınca ‘Çığlık Çığlığa’yı (en sevdiğim Türkçe şarkıdır, 10 yıldır dinlerim, hiç sıkılmam!) çaldılar hep beraber. Erkan Abi bir solo attı perdesiz gitarıyla, ağlayacaktım. Yok böyle bir performans, o solo uzun süre hafızamdan silinmeyecek!
  • Geçen hafta da arkadaşlarla Babylon’da Queen Tribute konserine gittik. Konseri Cingi ve arkadaşları verdi. Takip edenleriniz bilir, Cingi geçen yıl tüm dünyada düzenlenen yarışmada Queen’in yeni solisti olmak için yarıştı ve finale kaldı. Los Angeles, ABD’deki finalde elendi ne yazık ki. O zamanlar gidecektim ben bu konsere, olamamıştı.
  • Konser bayağı eğlenceliydi. Zaten Queen dinlerken eğlenmemek ne mümkün! Cingi ve arkadaşları da fena çalmadılar. Yalnız ek bir elektronun eksiği hissediliyordu. Ayrıca ‘The Show Must Go On’u çalmamaları falsoydu.
  • Konserde genelde Cingi’yle çalmayan bir basçı vardı. Görünümü pek müzisyene benzemiyordu, yurdum insanıydı tipik; kelli felli, hafif bira göbeğine sahip. Basçı demezsiniz yani. Ama internette bir araştırma yaptım ve şok oldum. Kendisi yani Alper Yılmaz, gayet donanımlı bir caz basçısıymış. Mühendislik doktorası (ODTÜ-UCLA) üzerine caz eğitimi almış ve ABD’de iki albüm çıkarmış. Gayet de ses getirmiş bu albümler. Göründüğü üzere, bizim ismini bile duymadığımız ne yetenekler var şu ülkede.
Reklamlar
  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: