Arşiv

Posts Tagged ‘Birsen Tezer’

Benim Şarkılarım – Ne Tuhaf (Birsen Tezer)

Son 4 gündür bu şarkıyı kaçıncı defa dinlediğimi inanın, ben de bilmiyorum. Halbuki ilk defa 2 ay önce canlı dinlemiştim bu şarkıyı. Şarkıyı söylemeden önce İlhan Şeşen, şarkının hikayesini anlatmıştı ve aslında çok bayağı bulduğunu söylemişti. Bence harika bir şarkı. Hele 4 gündür, içinde bulunduğum duygu yoğunluğu daha da saplandırdı beni. Birkaç güne geçer tabii ama önce sizinle paylaşmak istedim:

 

Her şey yarım kaldı yine, ne tuhaf

Aşk yarım, nefret yarım, hayat yarım.

Bir yanım kaçar gibi kovalar bir yanım

Ne kaldı geriye temiz ve saf

Biraz senin yarın, biraz benim yarım

Bir tek ben bilirim seni sevdiğimi,

Bir de sen bilirsin, biraz.

 

Kalabalık kuytularda boğulur çığlıklarım.

Kuru bir teselli bulurum ben kendi halime.

Vazgeçilmez tutkularda kaybolur yaşadıklarım,

Dağılıp giden bir sis halinde.

 

Uzaktan gelir gibi sesin,

Sanki hep başka bir alemdesin.

Her şeyde biraz seni bulurum.

Nerde olsam aklımdasın biraz.

Kimse bilmez, kimse duymaz.

Bir tek ben bilirim seni sevdiğimi,

Bir de sen bilirsin, biraz

Reklamlar
Kategoriler:şarkı Etiketler:,

Hayattan Notlar

  • Kısa kısa konudan konuya atladığım bu köşeye nicedir uğramıyordum. O yüzden bayağı konu birikti. Artık bu kadar biriktirmeme niyetindeyim. Umarım aksi olmaz.
  • Önce mekanlardan başlayalım. Bildiğiniz üzere yeme-içme sektörü son birkaç yılda atağa kalktı. Ardı ardına şık yerler, yabancı lüks zincirlerin şubelerini ülkemizde de görür olduk. Hatta Ferit Şahenk, Dream Group adı altında bayağı marka topladı. Şimdi de ünlü müzik organizasyon grubu Pozitif Live’i alıyormuş. Kendi kendime “Yuh!” dedim, neyse ki Babylon kapsam dışıymış.
  • Belçika menşei lüks fırın Le Pain Quotidien, İstanbul’da 6 şubeye ulaştı. Ben birkaç ay önce bir arkadaşımla Suadiye’deki şubesine kahvaltıya gittim. Ortamı gayet nezih ve şık. İnsanların iş toplantılarını da gerçekleştirebileceği büyük masalar mevcut. Mekan esas cafe tarzı olsa da içinde fırın var, sadece ekmek veya kahvaltılık malzeme alıp çıkabiliyorsunuz. Kahvaltı menüsü öne çıksa da diğer ana yemekler de mevcut menüsünde. Ben önce bir menemen aldım (tipik haftasonu kahvaltım 😀 ), küçük bir porsiyon geldi ama gayet lezizdi. Yumurtaların ve diğer tüm malzemelerin organik olduğu belirtilmişti menüde, fark hissediliyor gerçekten. Arkadaşım çikolatalı kruvasan aldı ve beğendi. Sonra da ben bir browni ısmarladım. Önüme altı kağıtlı kupkuru görünümlü simsiyah bir kek geldi. Görünüş negatifti ama tadı harikuladeydi. Fiyatlar adam başı 20-30 TL arası, denemeye değer.
  • Kahvaltı demişken, daha önce yazmış olabilirim lakin son 1.5 yıldır belli aralıklarla Anadolu Hisarı’ndaki Göksu Cafe’ye gidiyorum ve çok beğeniyorum. Kaliteli, leziz ve uygun fiyatlara sahip. Daha fazlasını oku…

Sahnede Rakı İçen Cazcı

1 aya yaklaştı sanırım, arkadaşlarla Birsen Tezer konserine gittik. Tezer, şahane bir sese sahip bir caz şarkıcısıdır. Herkes gibi ben de onu efsane ‘Çığlık Çığlığa’ yorumuyla duydum. İlk dinleyeli kaç yıl oldu, hala tüylerimi diken diken eden olağanüstü bir yorumdur.

Tezer ilk albümü ‘Cihan’ı iki yıl önce çıkardı. Şahane bir albüm. Başucu albümü olabilecek kadar hem de. Kimi zaman şarkılardan birisi hoşunuza gidiyor, başka bir zaman diğeri. Kötü veya vasat bir şarkısı bulunmayan nadide Türk albümlerindendir.
20 Mayıs’ta, yine bir iş çıkışı ve cuma akşamı Alt Nokta’ya girdik. Jülide Özçelik konserinde daha kalabalık lakin çok da sıkmayacak kadar. Zaten maksimum 80 kişilik bir mekandan bahsediyoruz.
Birsen Tezer, 4 müzisyen arkadaşıyla 10 buçuğu biraz geçe sahneye çıktı. Dediğine göre basçı hariç bu ekiple 15 yıldır beraberlermiş. Dile kolay.
Albümünü baştan sonra söyledi, yanına da bir klasik sanat parçasıyla iki Bülent Ortaçgil şarkısı sıkıştırdı. Şarkılar hep bir ağızdan söylendi, her biri başka güzel zaten. ‘Bilsen’, ‘Balıkesir’, ‘İstanbul’ gibi en sevdiğim parçalarını baştan söyleyince şaşırdım önce. Zaten hep sadece sesini dinlediğim birini kanlı canlı dinlemek biraz şaşırttı beni.
Ben biraz daha vakur, sakin birini bekliyordum. Tezer ise gayet şen şakrak, içinden geldiğince hareket eden biri. Sahnedeki koltuğunda rakısı duruyor. Her şarkı arasında bir fırt çekiyor. Çakırkeyifliği her halinden belli. Oldukça rahat, cazcıdan çok bu halliyle rockçıya benziyor. Bir ara dedi ki:
“Bugün gelirken kim gelir ki bu gece konsere dedim. İstanbul boşalmıştır diyordum. Siz hala daha neden bu şehirdesiniz ya? Isındı havalar, güneye gidin.”
“Çalışıyoruz.” cevabına da şaşırdı. Herkes boş beleş takılıyor yani! Bana bu derece rahatlığı biraz garip geldi açıkçası. Fazla laubali buldum. Seyirciyle iletişim önemli de çalışan kesimin takıldığı bir mekanda fazla mıydı sanki?
Neyse ki bu durum, harika sesini ve yorumunu gölgelemiyor. İkinci yarıda ‘Sus Pus’ mahvetti bizi. Ardından da kanununu aldı (kendisi kanun eğitimli bir müzisyen aynı zamanda), ‘Aşk Bu Değil’ ile ‘Seher Vakti’ni söyledi. Mest olduk. Finalde tabii ki ‘Çığlık Çığlığa’ müthişti zaten.
Bis yapmaya tenezzül bile etmedi.

Daha fazlasını oku…

Kategoriler:caz, konser Etiketler:,