Başlangıç > film eleştirisi, Oscar adayı > 2012 Oscar’a Doğru – 2

2012 Oscar’a Doğru – 2

The Descendants [Alexander Payne – 2011]

İncelilki senaryoların yazar/yönetmeni Payne, yine hayatın içinden bir konuyla karşımızda. Yine kendine güvenmeyen, çevresindekileri tanıyamayan, hissizleşmiş bir ana karakter var. Yine filmi başlatan bir olayla karakter, kendine geliyor ve kendini bulmaya başlıyor. Bu sefer George Clooney’in yalın oyunuyla hayat bulan ana karakter, karısı komaya girince bazı şeylerin farkına varıyor ve onun yokluğunda hem kendisini hem de ailesini idame ettirmeye çalışıyor.

Sideways kadar kendimi yakın hissetmediğim ama duyarlılığına ve samimiyetine kayıtsız kalamadığım bir film olmuş. Her Payne filminde öne çıkan, ince bir senaryo ve başarılı performanslar bu sefer de var. Ama yılın en iyisi olacak kadar iyi mi derseniz, hayır derim. Payne filmlerine aşina olanlara, tanıdık gelecek sularda başarılı bir 2 saat vaat ediyor. Payne ile yeni tanışanlar ise hayran kalabilir ama acele etmesinler, Payne’in başyapıtına daha var.

The Iron Lady [Phyllida Lloyd – 2011]

Margaret Thatcher’ı sevmediğimi baştan söyleyeyim. Açıkçası aşırı sağcılar hariç seveni olduğunu da zannetmiyorum. Filmin kendisi de bunun bilincinde ki Thatcher’a sempati besleyebileceğimiz tek dönemi olan yaşlılığına odaklanıyor. Ama açıkçası bunu da yapamıyor. Çünkü Thatcher biyografisi olmanın getirdiği sorumluluğa da sahip olarak, yükselişi ve başbakanlığını da gösteriyor. Sonuçta odağı olmayan ve yalpalayan bir film izliyoruz. Bu film, kocasını çok  seven ve o ölmesine rağmen onunla konuşan bir yaşlı kadın hakkında mı; yoksa İngiltere’yi neredeyse faşistçe yönetip, onu kapitalizme tümüyle sunan bir başbakanın filmi mi? Dikkat ederseniz, filmin adı ikinciyi vurguluyor ama film aslında birinciden yana çünkü Thatcher’la empati kurmamızı istiyor. Sonuçta ortada Meryl Streep’in harika performansı ve her şeye rağmen düzgün olmaya çabalayan senaryosu dışında hiçbir şekilde elle tutulur yanı olmayan bir film var.

The Girl with the Dragon Tattoo [David Fincher – 2011]

Hollywood bir filmi kendisine uyarlar da ehlileştirmez mi hiç? Açıkçası aksi, hiç aklıma gelmiyor. Bu filmde de, küçük ama bariz dokunuşlarla filmi ehlileştirmişler. Halbuki bu filmi ‘Feel bad movie of Christmas/Noelin kendini kötü hisset filmi’ olarak pazarlamamışlar mıydı?

Fight Club, Se7en ve Zodiac gibi saygı duyulan filmlerin yönetmeni David Fincher, tamamen sisteme boyun eğmiş. Ondan, İsveç versiyonundan da sert bir film beklerken karşımıza tüm karakterlere empati besleyebileceğimiz bir film çıkarmış. Oysa ki orjinal filmde Lisbeth Salander’den değil hoşlanmak, iğrenirdiniz, çıplakken bile! Dahası Lisbeth, değil birine aşık olmak, sempati bile beslemezdi, hele bir erkeğe. Mikael’e beraber olmasının tek sebebiyse, o an seks yapmak istemeseydi. Halbuki, Fincher versiyonunda, cici kız olarak bile giyinebilen, eski vasisini kollayan ve hatta Mikael’e aşık olan bir kız olarak resmedilmiş. Yani, o da içimizden biri diyorlar, o da koca bulup çocuk doğurmak istiyor diyorlar. Hem aşık olduğu adam, normalde olmamasına rağmen çocuklu bu filmde.

Aslında kitapları ve orjinal filmi izlemeyen biri, filme hayran kalabilir. Müzikler enfes (bence esas bu yıl Oscar’ı hak etmiş Retnor ve Ross), performanlar yerinde, kurgusu da çok ama çok iyi. Gören Fincher, eski günlerine dönüyor zanneder. Halbuki Coca-Cola, McDonalds, CNN ve Apple ürünlerinin ikide bir kullanıldığı bir sistem filmi işte. Millenium dergisini bile solcu bir dergiyken görkemli ofisi olan bir ekonomi dergisine çevirmişler. Ne demeli sana, ey Hollywood?

War Horse [Steven Spielberg – 2011]

Spielberg’den Oscar için özenle kotarılmış fakat içi kupkuru bir film. Bir atın gözünden 1.  Dünya Savaşı’nı anlatmaya soyunan film, 2012 için fazlasıyla didaktik kalıyor. Savaşın anlamsızlığı, masumiyetin kayboluşu ve umudun varlığı gibi bildik temalar etrafında dönüyo. Tüm önemli sahneleri de bu üç tema üzerine kurulmuş zaten. Hal böyle olunca, John Williams’ın güzelim müziklerinden ve Januzs Kaminski’nin başaırlı sinematografisinden başka bir şey kalmıyor geriye.

Tinker Tailor Soldier Spy [Tomas Alfredson – 2011]

Let the Right One in ile 2 yıl önce kansız ama içimizi donduran modern bir korku filmine imza atan Tomas Alfredson,  bu sefer tipik bir İngiliz polisiye/ajan filmine soyunuyor. Yalnız bilindiği gibi en ünlü ve en iyi polisiye ve ajan filmleri İngiltere’den çıkar. Kural yine bozulmuyor ve tetikte izlediğimiz harika bir ajan filmi izliyoruz. 60’ların Soğuk savaş atmosferiyle beraber, daha önce bir sürü filmde izlediğimiz o gerilimli ajan dünyasını, tüm ciddiyetiyle izliyoruz.

Sanat tasarımı ve kostümler direkt sizi moda sokuyor. Mesela küçük bir bölümde izlediğimiz İstanbul sahneleri, harika tasarlanmış. Ama esas olay, oyuncu kadrosunda. Gary Oldman’ın Smiley karakterinde şov yaptığı tartışılmaz. Onun yanında Colin Firth, Benedict Cumberbatch, Tom Hardy, Mark Strong, John Hurt gibi kaliteli oyuncular da döktürüyor. Bulmacayı çözerken anbean gerildiğiniz bu film, 2011’de İngiltere’ den çıkan en iyi film!

Reklamlar
  1. Ocak 25, 2012, 1:55 am

    Artun, yorumlari okudum ancka The Girl with the Dragon Tattoo filmina ait yorumlarinda bazi itirazlarin olucak 🙂 Ilk iki filmini seyrettim bu uclemenin sonuncusu mudur bilemicem ancak, kitaplarini da okudugum kadariyla Lisbeth Salander Mikael’e ilk kitapta asik olmustur. Ikinci kitapta da erkeklere olan guvensizliginden ve asik olmasina kizmasindan oturu Mikael’den uzak durmayi tercih etmektedir bir sure..Ayrica normak kadinlar gibi yasamayi hayal ettigini yeni evine mutfak esyalari, kendine de kadinsi ic camasirlari aldigi zamandan anlayabiliyoruz.. Bu bahsettigin filmi izlemedim ama Lisbeth Salander aslinda icsel olarak bir kadin oldugunu bilmek hissetmek istemektedir ancak malum buyuk felaketten sonra bunlari her terslemistir…He ayrica Mikael’in evlenip bosandigi esinden bir tane 17 yasinda kizi vardir- bknz ikinci kitap..

  1. Şubat 12, 2012, 11:28 pm

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: