Arşiv

Archive for the ‘şarkı’ Category

Benden Şarkılar – Tea for Two (Pink Martini & Jimmy Scott)

Hani bazı hayaller vardır ya… Gerçekleşmeyeceğini bilirsiniz ama yine de inanmaya devam edersiniz. O hayali düşlemek bile bazen size yeter. Benim için bu şarkı, bu durumun tercümesi. Şarkıyı her dinlediğimde bir hayal dünyasına gidiyorum. Sona erdiğinde de dünyamıza geri dönüyorum. İlginçtir ki bu bile beni mutlu etmeye yetiyor.

İlk defa 1924’te sahnelenen No, No, Nanette adlı müzikal için Irving Caesar ve Vincent Youmans tarafından yazılan şarkı, yıllar içinde klasik bir caz standardına dönüşüyor ve çeşitli sanatçılar tarafından söyleniyor. Benim ilk duyduğum ve tabii sevdiğim versiyonu ise Pink Martini’nin Hey, Eugene albümünde bulunanı. Kadın sesine yakın kontroalto sesiyle değişik bir gırtlağa sahip olan Jimmy Scott ile düet yapıyor bu şarkıda, Pink Martini’nin solisti China Forbes ve bu birliktelik de şarkıya efkarlı bir hava katıyor.

Pink Martini & Jimmy Scott – Tea for Two

I’m discontented with homes that I’ve rented / Kiraladıklarımdan memnun kalmadım,
So I have invented my own. /Ben de kendi evimi yaptım.
Darling, this place is lovely oasis / Sevgilim, bu bir vaha,
Where life’s weary taste is unknown / Hayatın bıktırıcı tadının bilinmediği.

Far from the crowded city / Kalabalık şehirden uzakta,
Where flowers pretty caress the stream / Güzel çiçeklerin dereyi okşadığı,
Cozy to hide in, to live side by side in, / Kaçacak, dip dibe yaşanacak kadar kuytu.
Don’t let it apart in my dream / Düşümden kopmasına izin verme!

Picture me upon your knee / Beni dizinin üzerinde resmet.
Just tea for two / Sadece ikimiz için çay,
And two for tea / Ve çay için ikimiz.
Just me for you / Sadece senin için ben,
And you for me alone / Ve benim için sen, yalnız.

Nobody near us to see us or hear us / Bizi görecek yada duyacak kimse yakında değil,
No friends or relations / Arkadaş yada akraba yok.
On weekend vacations / Haftasonu tatilinde
We won’t have it known / Bilemeyeceğiz
That we own a telephone, dear / Telefonumuzun olduğunu, sevgilim.

Day will break and I’ll wake / Gün doğacak ve uyanacağım
And start to bake a sugar cake / Ve bir kek pişirmeye başlayacağım,
For you to take for all the boys to see / Yanında götürmen ve tüm çocukların görmesi için.

We will raise a family / Bir aile kuracağız,
A boy for you / Senin için bir oğlan,
And a girl for me /Benim için bir kız.
Can’t you see how happy we would be / Görmüyor musun, ne kadar mutlu olacağız!

Reklamlar
Kategoriler:şarkı Etiketler:, ,

Benden Şarkılar – Sanatçının Öyküsü (MFÖ)

Çok uzun yıllar önceydi. Ya bir TV programı ya da bir gazete ‘müzisyenlerin en sevdiği şarkı’ anketi yapmışlardı. Daha ergen bile değildim galiba. Ankette MFÖ’nün Sanatçının Öyküsü açık ara birinci çıkmıştı. Sonra dinlemiştim ve açıkçası bir bok anlamamıştım! “Ne kabilesi? Ne avı lan?!? Ne saçmalıyor lan bu?!”

Aradan yıllar geçti. Şarkıyı onlarca kez dinledim, her dinlemede daha da keyif almaya başladım. Ama ne zaman iş hayatına girdim, üzerine 1-2 yıl geçti. Şarkı parıl parıl parlamaya başladı. Mazhar Alanson çok garip biri, yine garip, eşi benzeri olmayan bir şarkı yapmış. Hayatın farklı yönleri, bohemliği, acayip tadı üzerine. Şarkıya direkt girmek pek mümkün değil, bayağı felsefik. Bir 10 kere kendinizi vererek dinlemeniz, üzerine düşünmeniz gerekiyor. Verdiği tat ise bambaşka, başka şarkılarla kıyaslanamaz.

Sanatçının Öyküsü – MFÖ

Bütün kabile kızar bana,
Derler bu adam çalışmaz mı?
Bu adam hep düşünür mü,
Bir kuş ölmüş diye üzülür mü?
Gündüz böyle diyenler,
Gece olunca ateşler yakılınca,
Denizler coşunca…
Ben bir şarkı söylerim yorgun insanlara.

Bakın bakın, martılar uçar,
Bakın bakın, yıldızlar koşar.
Bakın, ne güzel bir hayat var dünyamızda!
Bir hüzün çöker, bir garip olur insanlar,
Yaklaşırlar birbirlerine.
Şarkım sürer sabaha kadar,
Melekler uçar üstünüzde.
Şarkım sürer sabaha kadar,
Melekler uçar üstünüzde.

Bu sabah uyandırmamışlar beni,
Ava giden dostlar,
Ava giden dostlar.
Ne güzel!

Kategoriler:şarkı Etiketler:

Benden Şarkılar – How Come How Long (Babyface ft. Stevie Wonder)

Bu aralar, kafamda dönen çok şarkı var. İçlerinden sosyal bir mesaj da taşıyan, geç keşfettiğim için pişman olduğum bir şarkıyı paylaşacağım. Babyface’in 5. solo albümü The Day‘in 2. şarkısı olan How Come, How Long; Stevie Wonder ile ortak çalışmasının ürünü. İkili ortak ürettikleri şarkıyı, yine beraber icra ediyorlar.

İlk başta şarkıda beni çeken tınısı ve solo klarnet bölümü oldu. Acıklı bir şarkı olduğu zaten belliydi ama sözlere dikkat edince daha da bağlandım. Yanlış kişiye aşık olup şiddet kurbanı olan bir kadını anlatıyor şarkı. Ülkemizdeki şiddet kurbanı binlerce kadını düşününce içim daha da ezildi ve paylaşmak istedim.

How Come, How Long – Babyface ft. Stevie Wonder

There was a girl, I used to know, she was, oh, so beautiful /Bir zamanlar tanıdığım bir kız vardı, o kadar güzeldi ki…
But she’s not here anymore, she had a college degree /Ama artık buralarda değil, yükseği de vardı.
Smart as anyone could be, she had so much to live for / Herkes kadar zekiydi, yaşayacak çok şeyi vardı.

But she fell in love with the wrong kind of man / Ama yanlış adama aşık oldu,
And he abused her love, treated her so bad /Ve adam onu taciz etti, çok kötü davrandı.
There was not enough education in her world / Onun dünyasında yeterli eğitim yoktu,
That could save the life of this little girl /Bu küçük kızın hayatını kurtaracak kadar.

How come, how long, it’s not right, it’s so wrong / Nasıl olur, nasıl gider, doğrusu bu değil, çok yanlış!
Do we let it just go on, turn our backs and carry on / İzin vermeli miyiz devam etmesine, arkamızı dönüp yürümeye?
Wake up, for it’s too late, right now, we can’t wait / Kalkın, çok geç olmadan, hemen, bekleyemeyiz!
She won’t have a second try, open up your hearts as well as your eyes / İkinci bir şansı olmayacak, kalbinizi de gözleriniz kadar açın!

She tried to give a cry for help, she even blamed things / Yardım için seslenmeye çalıştı, suçladı bile
On herself, but no one came to her aid / Kendisini, ama kimse yardımına gelmedi.
Nothing was wrong as far as we could tell / “Söyleyebileceğimiz hiçbir şey yanlış değildi”
That’s what we’d like to tell ourselves, but no, it wasn’t that way / Kendi kendimize söylediğimiz buydu, ama hayır, böyle olmamalıydı!

So she fell in love with the wrong kinda man / İşte yanlış adama aşık oldu
And she paid with her life for loving that man / Ve onu sevmeyi canıyla ödedi.
So we cannot ignore, we look for the signs / Göz ardı edemeyiz, gözlemlemeliyiz,
And maybe next time, we may save somebody’s life / Belki başka sefere, bir başkasının hayatını kurtarırız.

How come, how long, it’s not right, it’s so wrong / Nasıl olur, nasıl gider, doğrusu bu değil, çok yanlış!
Do we let it just go on, turn our backs and carry on / İzin vermeli miyiz devam etmesine, arkamızı dönüp yürümeye?
Wake up, for it’s too late, right now, we can’t wait / Kalkın, çok geç olmadan, hemen, bekleyemeyiz!
She won’t have a second try, open up your hearts as well as your eyes / İkinci bir şansı olmayacak, kalbinizi de gözleriniz kadar açın!

I, on occasion met that guy / Bir sefer o adamla tanıştım.
He stirred up feeling deep inside, something about him wasn’t right / İçimdeki hisleri harekete geçirdi, onda yanlış bir şeyler vardı.
The way he proves himself a man / Kendini erkekten sayması
By beatin’ his woman with his hands, oh, I wish that she was still alive / Elleriyle kadınını döverek, keşke o hayatta olsaydı!

How can someone like that call himself a man, he’s not a man / Böyle biri kendine nasıl erkek diyebilir, adam değildir!
‘Cause in reality, he’s far more less than that / Çünkü gerçekte, adam olmanın çok uzağındadır.
And we cannot ignore at all, whenever we see the signs / Ve ortadaki işaretleri göz ardı edemeyiz,
‘Cause any kind of abuse, God knows is a crime / Çünkü her taciz, Tanrı biliyor ki suçtur.

How come, how long, it’s not right, it’s so wrong / Nasıl olur, nasıl gider, doğrusu bu değil, çok yanlış!
Do we let it just go on, turn our backs and carry on / İzin vermeli miyiz devam etmesine, arkamızı dönüp yürümeye?
Wake up, for it’s too late, right now, we can’t wait / Kalkın, çok geç olmadan, hemen, bekleyemeyiz!
She won’t have a second try, open up your hearts as well as your eyes / İkinci bir şansı olmayacak, kalbinizi de gözleriniz kadar açın!

How come, how long, it’s not right, it’s so wrong / Nasıl olur, nasıl gider, doğrusu bu değil, çok yanlış!
Do we let it just go on, turn our backs and carry on / İzin vermeli miyiz devam etmesine, arkamızı dönüp yürümeye?
Wake up, for it’s too late, right now, we can’t wait / Kalkın, çok geç olmadan, hemen, bekleyemeyiz!
She won’t have a second try, open up your hearts as well as your eyes / İkinci bir şansı olmayacak, kalbinizi de gözleriniz kadar açın!

Say, open up your eyes, today / Bugünden itibaren gözleriniz açın,
Don’t let it be too late / Geç olmasına izin vermeyin,
Open up your hearts and do it right away / Kalbinizi açıp doğrusunu yapın.

Kategoriler:kadın hakları, şarkı Etiketler:,

Benden Şarkılar – Yok Öyle Bir Sevgili (Müfide İnselel)

Bu ara son gaz melankolideyim. Cazlar, blueslar, slowlar gırla. Jülide Özçelik, Jehan, Birsen Tezer, Frank, Beatles… Anlayacağınız mod fena yavaşladı. 🙂 Zaten Müfide İnselel’i her zaman dinlerim de, bu akşam mesaideyken yine kulaklıkla bangır bangır dinledim. Bence ‘Vasati 40 Çöp’ muazzamdır, benim aşka bakışımı tüm sadeliğiyle özetler. Albümündeki (ne yazık ki tek albümü var) diğer parçalar da enfestir. ‘Lades’, ‘Tükenmeden Alınız’, ‘Fasülyeden’,… Lakin hardcore (damardan) melankoli arıyorsanız, adres ‘Yok Öyle Bir Sevgili’! Her mısrasına katıldığım, çok samimi bir parça. Üstelik çok iyi caz sample’larına sahip. Saksafon solosunu oldukça severim. Dinlemekten bıkamazsınız. Süper!

Yok Öyle Bir Sevgili – Müfide İnselel

Geceyi gündüz eden,
Güvenen güvendiren,
Ama gücendirmeyen,
Yok öyle bir sevgili.

Gönlünü hoş eyleyen;
Koşulsuz, şartsız seven;
Özenen, hep hoşgören;
Yok öyle bir sevgili.

Kaldı ki;
Bu, ben de değilim ne yazık ki!

Yalnız, sen olduğun için seven seni.
“Susmak, erdemdir.” diyebilen biri.
Bir ömrü, aynı yastıkta eskitecek gibi.
Ama yok ki, yok öyle bir sevgili!

Ne çok şey istiyoruz,
Aslında çok, çok, çok!
Ama yok öyle bir sevgili!
Yok ki de yok!

Kategoriler:şarkı Etiketler:

Benden Şarkılar – My Way (Frank Sinatra)

Bu akşam Mad Men’in son bölümünü izledim, 7. sezon 6. bölüm, The Strategy. Bölümde Don ile Peggy çalışırken Peggy bir anda pişmanlıklarından yakınmaya başlıyor. Arkadan da yavaştan My Way  girmeye başlıyor, Don da “Bu bir tesadüf olamaz!” deyip Peggy’yi dansa kaldırıyor.

Frank Sinatra ile gerçek tanışmam lise yıllarıma rastlar. Herkesin Pentagram, Metallica, Iron Maiden dinlediği bir ortamda kasetçalardan (walkmen :D, şimdi tarihi eser oldu) Frank, Elvis ve Beatles dinlerdim arka arkaya. Vardı bende bir gariplik. Ama içlerinde Frank’ın yeri hep ayrıdır, caz seveceğim o zamanlardan belliymiş meğerse. Aldığım ‘best of’ albümünün başında da My Way vardı. Dinlemeyi inanılmaz severdim ki bu da çok gariptir. Lisede okuyan, hayattan habersiz bir çocuğun, hayatının sonuna yaklaşmış birinin itiraflarına bayılması çok garip ya! Git Smells Like Teen Spirit dinle arkadaşım, mal mısın?

Tabii yıllar geçtikçe şarkı daha anlam kazanmaya başladı. Ne de olsa hayata atılıyorsunuz, başınızdan bir sürü şey geçiyor, hatalar, pişmanlıklar, sevinçler, aşklar, ayrılıklar, başarılar. 30’umu doldurmaya birkaç ayım kalmış, daha hayata yeni başlamışım. Ama bizim neslin laneti olan ‘erken yorulma’ üzerimde. Hele Türkiye’de yaşıyorsanız gündem de ayrı biniyor ki bazı günler sanki hayatın son günü gibi geliyor. Öyle bir kesiflik, öyle bir umutsuzluk. Daha yaşanacak ne günler, yıllar, deneyimler, aşklar varken siz eve zor gidiyorsunuz. İşte böyle bir günün sonunda elimde bir duble viski Mad Men‘in son bölümünü izlerken birden My Way çalmasın mı valla içimi bir mutluluk kapladı ki sormayın. Ayıp olmasa bağıra bağıra eşlik edecektim.

Sonra neden bu şarkıyı bu kadar sevdiğimi düşündüm. Cevabı basit: Kim ne derse desin, ister hata ister başarı olsun kendi yolundan gitmek! İşin özü bu! Evet, 30’umu bitiriyorum. Evet, yalnızım ve tek yaşıyorum. Evet, çoğunluğun hor gördüğü engelli, entel bir inek/mühendisim. Ama ben buyum. Çok hata yapsam da hep kendi yolumdan gitmeye çalıştım. İşte bu yüzden de mutluyum çünkü hayatımın hataları da başarıları da benim sorumluğumda.

My Way – Frank Sinatra

And now, the end is near; / Ve şimdi, son gayet yakın;
And so I face the final curtain. / Ve son perdeyi görmek üzereyim.
My friend, I’ll say it clear, / Arkadaşım, açık söyleyeyim,
I’ll state my case, of which I’m certain. / Ben davamı belirttim, emin olduğum şekilde.

I’ve lived a life that’s full. / Dolu dolu bir hayat yaşadım.
I’ve traveled each and ev’ry highway; / Her yolda bulundum;
But more, much more than this, / Ve bundan da fazlası,
I did it my way. /Kendi yolumla yaptım.

Regrets, I’ve had a few; /Pişmanlıklar, biraz var;
But then again, too few to mention. / Ama bahsedecek çok azı var.
I did what I had to do / Yapmam gerekenleri yaptım
And saw it through without exemption. / Ve hepsini istinasız başardım.

I planned each charted course; / Her birini planladım;
Each careful step along the byway, / Yolumdaki her adımı dikkatlice
But more, much more than this, / Ama bundan da fazlası,
I did it my way. / Hepsini kendi yolumla yaptım.

Yes, there were times, I’m sure you knew / Evet, öyle zamanlar oldu ki, siz de bilirsiniz
When I bit off more than I could chew. /Çiğnemem gerekenden fazlasını ısırdığım.
But through it all, when there was doubt, /Ama hepsine bakınca, şüphesiz ki,
I ate it up and spit it out. / Hepsini çiğneyip geri tükürdüm.
I faced it all and I stood tall; / Hepsiyle yüzleştim ve karşılarında durdum;
And did it my way. / Ve hepsini kendi yolumla yaptım.

I’ve loved, I’ve laughed and cried. /Sevdim, güldüm ve ağladım.
I’ve had my fill; my share of losing. / Ağzına kadar doldurdum, kaybetme hakkımı.
And now, as tears subside, / Ve şimdi, yaşlar dökülünce,
I find it all so amusing. / Hepsini öyle komik buluyorum ki.

To think I did all that; / Hepsini yaptığımı düşününce;
And may I say – not in a shy way, / Söylebilir miyim, utanmadan,
“No, oh no not me, / “Hayır, ben değil,
I did it my way”. / Ben kendi yolumla yaptım”.

For what is a man, what has he got? / Bir kişi, neye sahip olduğu kadarsa?
If not himself, then he has naught. / Kendisi değilse, hiçbir şeydir.
To say the things he truly feels; / Hissettiklerini gerçekten söylemek için;
And not the words of one who kneels. / Biat ettiği kişinin sözlerini değil.
The record shows I took the blows – / Kayıtlar gösteriyor ki ben yapmışım
And did it my way! / Her şeyi kendi yolumla yapmışım!

Benden Şarkılar – Piç (Peyk)

Gündemin bu kadar berbat olduğu bir dönem için sanırım daha iyi bir şarkı olamaz. Peyk grubunun ilk albümü ‘İçimdeki İz’deki favorim, o kadar da hard-core bir parça değil. Aslında bu sert dünyada ne kadar kırılgan olduğumuzu bize hatırlatıyor. Bu bakımdan vurucu bir şarkı bana göre.

Piç – Peyk

Melodi piç, ritimim piç, bimecal. 
Akoru piç, düzeni piç, lalettayin. 
Aklımda kaldı, dile yapıştı bi kere! 
Hayır! Hayır! Niye söylüyorum ki şarkıyı?
Hayır! Hayır! Hayır!
Kime söylüyorum ki şarkıyı?

İnsanım ben de,
Biraz duygulansam, hatalar yapar,
Kendime söver sayarım.

Dırım dırım dırım 

Bu alem piç, bu devran piç! 
Maalesef !
Bu şarkı piç, melodi piç, bimecal.
Kendime kızdım, herkesi kırdım, yok yere.

Peyk Piç | Alkışlarla Yaşıyorum

Kategoriler:şarkı Etiketler:

Benden Şarkılar – Ahirim Sensin (Özcan Deniz)

Sanırım benden pek beklenmeyen bir şarkı seçimi oldu. Özcan Deniz’in başka şarkılarını hiç dinlemesem de iyi şarkı ve yorum her zaman dinlenir. Keyif alarak yıllardır dinlediğim (Ipod listemde olan) tek arabesk formatındaki türkü, hala sevilerek anılan Ezel Akay’ın ilk yönetmenlik çalışması Neredesin Firuze?‘nin ses kaydındadır. Yönetmenin kardeşi Ender Akay’ın başarılı düzenlemesi ( içindeki rock tınıları çok güzel uyuyor) ve (kabul etmek lazım) Özcan Deniz’in temiz yorumu birleşince ortaya enfes bir müzik eseri çıkıyor.

Ahirim Sensin – Özcan Deniz

Cahildim, dünyanın rengine kandım.
Hayale aldandım, boşuna yandım.
Seni ilelebet benimsin sandım.
Ölürüm sevdiğim, zehirim sensin,
Evvelim sen oldun, ahirim sensin.

Sözüm yok, şu benden kırıldığına,
Gidip başka dağlar sarıldığına.
Gönlüm inanmıyor, ayrıldığına.
Gözyaşım sel oldu, kahirim sensin.
Evvelim sen oldun, ahirim sensin.

Garibim can yakar, gönül kırmadın.
Senden ayrı, ben bir mekan kurmadım.
Daha bir gönüle ikrar vermedim.
Batınım sen oldun, zahirim sensin,
Evvelim sen oldun, ahirim sensin.

Kategoriler:şarkı Etiketler:,