Arşiv

Posts Tagged ‘MFÖ’

Benden Şarkılar – Sanatçının Öyküsü (MFÖ)

Çok uzun yıllar önceydi. Ya bir TV programı ya da bir gazete ‘müzisyenlerin en sevdiği şarkı’ anketi yapmışlardı. Daha ergen bile değildim galiba. Ankette MFÖ’nün Sanatçının Öyküsü açık ara birinci çıkmıştı. Sonra dinlemiştim ve açıkçası bir bok anlamamıştım! “Ne kabilesi? Ne avı lan?!? Ne saçmalıyor lan bu?!”

Aradan yıllar geçti. Şarkıyı onlarca kez dinledim, her dinlemede daha da keyif almaya başladım. Ama ne zaman iş hayatına girdim, üzerine 1-2 yıl geçti. Şarkı parıl parıl parlamaya başladı. Mazhar Alanson çok garip biri, yine garip, eşi benzeri olmayan bir şarkı yapmış. Hayatın farklı yönleri, bohemliği, acayip tadı üzerine. Şarkıya direkt girmek pek mümkün değil, bayağı felsefik. Bir 10 kere kendinizi vererek dinlemeniz, üzerine düşünmeniz gerekiyor. Verdiği tat ise bambaşka, başka şarkılarla kıyaslanamaz.

Sanatçının Öyküsü – MFÖ

Bütün kabile kızar bana,
Derler bu adam çalışmaz mı?
Bu adam hep düşünür mü,
Bir kuş ölmüş diye üzülür mü?
Gündüz böyle diyenler,
Gece olunca ateşler yakılınca,
Denizler coşunca…
Ben bir şarkı söylerim yorgun insanlara.

Bakın bakın, martılar uçar,
Bakın bakın, yıldızlar koşar.
Bakın, ne güzel bir hayat var dünyamızda!
Bir hüzün çöker, bir garip olur insanlar,
Yaklaşırlar birbirlerine.
Şarkım sürer sabaha kadar,
Melekler uçar üstünüzde.
Şarkım sürer sabaha kadar,
Melekler uçar üstünüzde.

Bu sabah uyandırmamışlar beni,
Ava giden dostlar,
Ava giden dostlar.
Ne güzel!

Kategoriler:şarkı Etiketler:

Bir Yaz Gecesi: MFÖ Konseri ve Thales Room

31/07/2011 1 yorum

İstanbul’da şu sıralar boğucu bir nem ve sıcak var. Hal böyle olunca insanlar güneş tepedeyken dışarı çıkmıyor. Çıksalar da kapalı ve klimalı mekanlarda pineklemeyi tercih ediyorlar. Biz de dün öğlen buluşsak da bir süre sonra klimalı yer diye sayıklayarak Ortaköy Starbucks’a kendimizi attık.

6’dan sonra hava biraz ateşini kaybetmeye yüz tutunca, Taksim’e çıktık, yemek için. Minda’ya gittik Sıraselviler’de. Çok şirin bir lokantadır, temizdir ve lezizdir. Canınız mantı veya ev yapımı zaytinyağlı/meze çekerse gidebilirsiniz. Biz açıldığından beri gideriz arkadaşlarla. Mantımı yiyerek geceye hazırlığımı tamamladım.

Taksim’de aramıza diğer katılacakları da alarak Cemil Topuzlu Açıkhava’ya doğru yürümeye başladık. Konser alanına vardığımızda yavaştan dolmaya başlamıştı koca amfi. Benim Açık Hava’ya ilk gidişimdi ama Bursa Açık Hava’dan çok farklı bulmadım. Biz bu konsere gitmeye son gün karar verdiğimizden merdivene bilet alabildik. Aslında iyi de oldu. 100’lük bilet kesiminin yanı başında 45’e seyrettik MFÖ’yü.

MFÖ konseri de benim için bir ilkti. Sahnede ilk defa izledim onları. Bilindik şarkıları arka arkaya sıraladılar. Benim en sevdiğim 3 şarkıdan ikisini ilk yarıda söylediler, Bazen ve Yalnızlık Ömür Boyu. Ama Sanatçının Öyküsü‘nü çalmamalarına bozuldum. Bana göre MFÖ’yü MFÖ yapan şarkılardandır.

Diğer türlü konser oldukça olağan geçti. 40 yıldır konser veren profesyoneller olarak, nerede ne yapacaklarını iyi biliyorlar ve her şey önceden belirlenmiş. Sıralamadan sapılmıyor: Mazhar’ın çakırkeyif saçmalamaları, Fuat’ın dinginliği ve babacan tavrı ve Özkan’ın deli şovu. Her şey şov ve bu yapaylık, biraz sizi olumsuz etkiliyor açıkçası. Mesela biste Mazhar mikrofon desteğini fırlatıyor, daha saniye dolmadan asistanı gelip yerden alıp yerine koyuyor. Bırak kalsın o orada işte.

Konserden sonra, daha da kalabalık bir grup halinde (10 kişi filandık) İstiklal’e yürüdük. Genel karar çerçevesinde Thales Room’a gittik. Burası, artık Taksim’de içki içmek için tercih ettiğim ilk ve belki de tek yer haline geldi. Uygun fiyatları, nispeten rahatlığı ve temizliği, servisi ile Nevizade ve Asmalımescit mekanlarından çok daha iyi.

Zaten mekana oturabildiğimizde saat yarım olmuştu. Gırgır, şamata, içki derken saatler ilerledi. Fire punch isteyerek gecenin tepe noktasına ulaştık saatler 2’yi gayet geçerken. Fire punch, bol buzlu küre bir kap içinde Sex on the Beach’ten ibaret. Ama sunumu çok fiyakalı, bol pipetle ve ateşle beraber geliyor. Grup gaza gelip, herkes aynı anda içmeye başlıyor. Grup olarak gidildiğinde eğlenceli oluyor. Tadı da çok iyi, hele yazın buzlu olarak iyi geliyor.

3.5 civarıydı, mekan kapanıyormuş, biz de kalktık. Bir Bambi yaparak geceyi sonlandırdık. Bambi’ye girerken 4’e geliyordu ve zor yer bulabildik, her yer doluydu. Yalnız tavsiyem Bambi’ye Taksim hariç diğer şubelerine gitmemeniz. Geçen hafta gece Suadiye’dekine girmiştik, her şeyiyle berbattı. Taksim’dekiler ise hala belli bir düzeyi koruyabiliyorlar.

Gerçekten güzel ve eğlenceli bir geceydi. Bu sıcak aylarda galiba dışarıya çıkıp eğlenmek için tek seçenek, geceler! İstanbul geceleri dopdolu!

Kategoriler:eğlence, gece hayatı, konser, mekan Etiketler:,