Başlangıç > film eleştirisi, liste, yıl değerlendirmesi > Yılın Filmlerine Dair – 2019

Yılın Filmlerine Dair – 2019

2010’lar film yazısına geçmeden önce 2019’u uğurlayalım istedim ve geçen yılki gibi yılın bana göre kayda değer filmlerine kısa kısa değineceğim. Sonda da âdet yerini bulsun diye ilk 10 paylaşacağım. Başlayalım:

Uncut Gems (Safdie Kardeşler)

Safdie’lerin bir önceki filmleri Good Time (2017) doludizgin bir filmdi ve izlerken sanki siz de koşuyordunuz. Bu sefer olayı daha da ileriye taşımışlar. Filmin ana karakteri Howard, zamanla daha fazla kapana kısıldıkça seyirci de kısılıyor. Hem senaryo, hem de kurgu saat gibi kusursuz işliyor. Günümüz tüketim toplumuna, aile yapısına, emek sömürüsüne yaptığı yerinde eleştiriler ise hiç sırıtmadan hedefi vuruyor. Yıllar sonra 2019 civarı nasıldı diye soranlara muhtemelen bu filmi izlemesini önereceğiz.

Marriage Story (Noah Baumbach)

Filmin ana ekseni basit, tek çocuklu bir çiftin boşanma süreci. Kramer vs Kramer (1979) başta olmak üzere sürüyle filmin ele aldığı bir konu. Senaryo zımba, oyuncular başarılı da bu filmi geleceğe taşayacak bir mahareti var mı ki? Bence var. 21. yüzyılda insanlığın yaşadığı benmerkezciliğin insan ilişkilerine etkilerini bu kadar net ve gerçekçi şekilde anlatan başka bir film daha hatırlamıyorum. 2010’lardaki insan ilişkilerinin özetini izliyoruz ve dikkat edin, filmdeki tüm karakterler kaybediyor!

Kız Kardeşler (Emin Alper)

Yılın en iyi yerli filmi, ücra bir dağ köyüne sıkışmış üç kız kardeşin trajik, mizahi ve ibretlik masalını anlatıyor. Taşra hikâyelerinin artık kabak tadı vermeye başladığı sinemamızda, demek ki farklı bir taşra anlatımı da olabiliyormuş. Oyunculuklar ile Emre Yeksan’ın görüntüleri ise çok çarpıcı!

The Farewell / Elveda (Lulu Wang)

Yine çok basit konulu bir film. Kansere yakalandığını öğrenmeden tüm ailenin veda edebilmesi için aceleyle torunu evlendirilen bir babaanneyle yakılan ağıt. Filmin meziyeti, sınırlarının bilincinde olarak tüm samimiyetiyle meramını anlatabilmesi ve bunu yaparken dağılmaması. Ayrıca biraz fazla göze batsa da Doğu-Batı farklılıklarını gündelik hayatın içinden dile getirebilmesi.

Gisaengchung / Parasite / Parazit (Bong Joon Ho)

Filmin marifeti gayet kompleks ve çok katmanlı bir hikâyeyi gayet akıcı ve seyirci dostu olarak anlatabilmesi. Bu hususta Bong Joon Ho’nun katkısı çok fazla. Filmi izlerken inanılmaz bir keyif aldım ki çok az film bunu bu derece gerçekleştirebiliyor. Lakin film, beni The Memories of Murder (2003) kadar vurmadı. Aşırı planlı yapısı bence filmin inandırıcılığını biraz baltalıyor.

The Irishman (Martin Scorsese)

Scorsese eleştirisi haddime değil, hele böyle teknik açıdan kusursuz bir filme. Scorsese, zaten ustası olduğu epik gangster türünde bir şaheser yaratıyor. Belki bir Goodfellas (1991) kadar vurucu değil ama hem yeni bir şeyler söyleyebilirken hem de kendi kariyeri açısından görkemli bir final yapıyor.

Portrait de la Jeune Fille en Feu / Portrait of a Lady on Fire / Alev Almış Bir Genç Kızın Portresi (Céline Sciamma)

Çoğu sinemasever kadar beni etkilemese de (herkesin bayıldığı final, bana normal geldi mesela) yılın tüylerimi diken diken eden sahnesi bu filmdeydi. Filme adını veren ateş sahnesinin sinemasal hazzı kelimelere dökülemez, dökülmemeli de bence. Ayrıca bir aşkı, kostümlü bir dönem filmi olmasına rağmen bu kadar yalın ve yakıcı anlatması da muhtemelen filmin adını gelecekte de zikretmemizi sağlayacak.

Dolor y Gloria / Pain & Glory / Acı ve Zafer (Pedro Almodovar)

Almodovar’ın bu filmi, en iyileri arasına giremiyor belki ama samimiyeti ve çarpıcılığıyla adından ileride de söz ettirecek. Antonio Banderas’ın kariyerinin zirvesinde olması da başka bir artısı.

Monos (Alejandro Landes)

İnsanın modern yaşamdan barbarlaşmaya giden sürecini ele alan ilk eser tabii ki Monos değil ama günümüzün bireyselleşme, sıradan faşizm ve çeşitlilik (farklı cinsiyet, ırk, sınıf veya yönelimlerin bir arada olması) kavramlarıyla bu mühim ve zamansız temayı kıvamında harmanlıyor. Baş döndürücü görüntüleri ve hipnozite edici ses bandı da nefis bir sinemasal keyif veriyor.

Luce (Julius Onah)

Gelecek vaat eden siyahi bir öğrenci üzerinden ayrımcılık, faşizm, eğitim sistemi, politik doğruculuk konularını deşen film, eleştiri oklarını herkese çeviriyor. Ekonomik senaryosu ile usta işi oyunculuklarıyla farklı bir sinema tadı barındırıyor.

2019 İlk 10 Sıralaması

1- Uncut Gems

2- Marriage Story

3- The Irishman

4- Portrait de la Jeune Fille en Feu / Portrait of a Lady on Fire / Alev Almış Bir Genç Kızın Portresi

5- Gisaengchung / Parasite / Parazit

6- Monos

7- The Farewell / Elveda

8- Kız Kardeşler

9- Dolor y Gloria / Pain & Glory / Acı ve Zafer

10- Luce

  1. Barışcan
    03/03/2020, 17:10

    Selamlar Artun. Ne güzel bir liste olmuş. Aralarından sadece Parazit’i izledim şu ana kadar. Diğer sıraladıklarına vakit yaratıp izlemeye çalışacağım. Teşekkürler 🙂

  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: