Başlangıç > aşk filmi, film eleştirisi, ilişki, klasik, liste, yorum > Ayrılık Sonrası İzlenecek Filmler

Ayrılık Sonrası İzlenecek Filmler

Devir internet devri. Herkesin takip ettiği sürüyle site var. Bu siteler de kafalarına göre bir sürü liste yayınlıyor. ‘En İyi Soygun Filmleri’, ‘İstanbul’u En İyi Kullanan Filmler’, vs. Bazıları gerçekten çok bilgilendirici oluyor, mesela 2 yıl önce Total Film ‘Sinemayı Değiştiren Filmler’ listesi yayınlamıştı, çok dolu bir içerikle.

Vesselam, benim de aklıma bir liste geldi, daha önce yapan olmuş mudur, hiç araştırmadım. Son 1.5 aylık kişisel deneyimime de dayanarak, bir liste yapayım dedim. Belli bir sıralama yapmadım, mutlaka bu listede olmayıp bilmediğim/hatırlamadığım filmler de vardır. Onları da yorum niyetine siz eklersiniz artık.

Issız Adam [Çağan Irmak – 2008]

Popüler bir filmle listeye başlamak iyi olur diye düşündüm. Türkiye’de ‘modern romantik sinema’yı daha çağdaş bir raya oturtmak gibi önemli bir misyonu da olan Issız Adam,  birkaç milyonu ağlatmıştı. Şehirde yalnız yaşayan, bağımsız bir erkeğin hayatına odaklanan film, yaşadağı benmerkzci/tüketici hayata kendini kaptıran ve o hayattan kurtulamadığından yalnızlaşmaya mahkum olan modern Türk insanını anlatıyor (bilerek erkek demedim, böyle kadınlar da var). Filmin başkarakteri Alper, tanıştığı Ada’da ilk defa aşkı buluyor ama yaşadığı şehir hayatında duygularını kaybettiğinden yaşadığı ilişkinin elinden kaçmasına engel olamıyordu.

Ayrılık sonrası yaşanan derin acıyı, gerçeğe en yakın şekilde gösteriyordu. Hatta filmin bu kadar tutmasının en önemli unsuru da, filmin taşıdığı bu gerçekçilik duygusu ve izleyenlere geçmişte sevdiği kişiyi hatırlatmasıydı.

High Fidelity [Stephen Frears – 2000]

Ayrılık sonrası hemen izlenmemesi tavsiye edilir. Gerçekten çok etkili bir film ve çok iyi. Benim en sevdiğim 10 filmden biridir.

Film, bir ayrılık sahnesi ile açılır ve adam kameraya dönüp “İşte tüm zamanların en koyan 5 ayrılığı!” diye filme başlar. Bir plak dükkanı işleten, müzik delisi Rob Gordon’un (John Cusack) sevgilisi Laura’dan (Iben Hjejle) ayrılış sürecini anlatan film, enfes soundtrack’ı ile de sizi sizden alır. Harika bir senaryo, muhteşem bir kadro (Jack Black’in ilk çıkış filmidir aynı zamanda), Frears’ın yerinde rejisi ve antolojilere girecek sahneleri ile defalarca izlenebilir (ben kaçıncıya izlediğimi unuttum!). Yağmurun altındaki araba sahnesi, gördüğüm en gerçekçi evlenme teklifi sahnesi ve müzik üzerine enfes anektotlarla benzersiz bir film.

Ama bu listeye girmesinin sebebi, ayrılık acısını tüm boyutlarıyla ve olabildiğince gerçekçi ele alması. İzlemediyseniz hemen bulup izleyin!

El Mismo Amor, La Misma Lluvia (Same Love, Same Rain) [Juan Jose Campanella – 1999]

Arjantin sinemasının Issız Adam‘ı ama daha iyisi. Tıpkı Issız Adam‘daki gibi bir erkeğin şehir/gündelik hayatı içerisinde kendi benliğini kaybedip duygusuzlaşmasını anlatırken bir yandan Arjantin’in 1975-2000 arası dönemi hakkında ciddi kelamlar ediyor. Her ne kadar romantik bir film olsa da hatta melodrama kaymasına ramak kalsa da satır aralarında (Türkiye gibi) bir üçüncü dünya ülkesi olan Arjantin’deki sosyal, politik ve kültürel hayat hakkında ciddi sözler ediyor. Yönetmen Campanella, aynı yapıyı polisiye bir öykünün üzerine yerleştirdiğinde ortaya El Secreto de sus ojos (The Secret in Their Eyes) çıkmıştı ve Oscar’ı kapmıştı iki yıl önce.

Gündelik bir gazetede hikayeler yazan Jorge’nin ilk defa bir akşam yağmur altında ıslanırken gördüğü Laura ile yıllara yayılan aşk hikayesini anlatılıyor. Filmi izlerken, kaybedilen sevgiliye dair duyguları depreştirip kendinizi kötü hissedebilirsiniz. Geçmişteki hataları hatırlatmak gibi sakıncalı bir durum oluşturabilir yani. 🙂

Pagafantas [Borja Corbeaga – 2009]

Tam ayrılık filmi olmasa da ayrılık sonrası kız arkadaşınızdan hıncınızı çıkarabileceğiniz film olması dolayısıyla listeye girdi. Fikir bazında ilginç de olsa, aslında bayağı saçma bir konusu var. Yine de absürd komedi sevenler baştacı da edebilir.

Bir gece barda tanıştığı bir kıza, Claudia’ya aşık olan aylak Chema’nın ona olan saplantısını anlatıyor film. Şöyle ki Chema, kıza her ne kadar aşık olsa ve onun uğruna her şeyi yapsa da (filmi izlerken kafayı yiyorsunuz!) Claudia Chema’yı sadece arkadaşı olarak görüyor. Ama Claudia’nın gerçekten çatlak olması işi uç noktalara vardırıyor.

Filmin iyi tarafı, haliyle sizin de Claudia’ya sövüp saymanız ve bu sebeple içinizdekileri döküp güzelce rahatlamanız.

It’s a Wonderful Life [Frank Capra – 1946]

Filmi bilenler, “Ne alaka!” diyordur şimdiden. Evet, sinema tarihinin en iyilerinden biri olan It’s a Wonderful Life‘ın ayrılıkla yakından uzaktan alakası yok. Ama ayrılığın getirdiği tüm o nefrete, bıkkınlığa, yorgunluğa ve umutsuzluğa karşı harika bir panzehir!

Capra ustanın alametifarikası ‘Kendini İyi Hisset’ filmlerinin başyapıtı olan film, tüm hayatı boyunca iyilik yapan George Bailey’in günün birinde tükenip umutsuzluğa sürüklenişini anlatıyor. Sonra Tanrı dayanamayıp bir meleğini aşağıya yardıma gönderiyor. Melek Clerance de George’a ümit vermek için onsuz bir hayatın nasıl olacağını gösteriyor. Bu filmin son 10 dakikasında ağlamayan vallahi kalpsizdir. Hayatın içindeki umudu ve o umudun başka yerlerde değil de kendi içimizde olduğunu o kadar güzel anlatıyor ki ferahlamamak imkansız.

Film biterken diyorsunuz ki “Hayatımda ne olursa olsun, yaşamaya değer!” Belki şu an kendinizi oldukça değersiz, haksızlığa uğramış, ümitsiz veya nefes bile almaktan aciz hissediyor olabilirsiniz ama hayat gerek içindeki sürprizlerle gerekse var olan dinamikleriyle büyük bir muamma. Bu muammanın bazen cefalarını çekmek de var bazen keyfini sürmek de. Her haliyle, Tanrı’nın bize bahşettiği bu mükemmel armağanı en iyi şekilde kullanmalıyız.

Ayrıca Melek Clerance’ın filmde belirttiği gibi, “Arkadaşı olan hiç kimse, başarısız değildir!“. Son zamanlarda Tanrı’ya karşı en çok şükredişim de bu sebeple oldu. Çevremde tahmin etmediğim kadar arkadaşım olduğunu gördüm. Demek ki ben de bu dünyada bazı şeyleri doğru yapmışım. Her ne kadar sürüyle hata yapsam ve bunların vebalini üzerimde taşısam da…

Reklamlar
  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: