Başlangıç > film eleştirisi > Sinema Sinema #2

Sinema Sinema #2


Contagion

“Dünya küçük bir köy.” derken bu cümlenin anlamını da düşünüyor muyuz acaba? Yüzölçümü aynı kalsa da iletişimi, ulaşımı gittikçe kısalan bir dünya bizimki. Her ne kadar bunun pozitif anlamları üzerinde yoğunlaşsak da, negatif etkileri de mevcut. Steven Soderbergh’ün son işini izlerken aklıma ilk bu geldi. Bir hastalığın ilk başlangıcını bulmak artık o kadar zor ki! Dünya üzerinde saatte kilometrelerce yol alan insanoğlu bir virüsü de yanında taşıyabiliyor ve buna karşı en ufak önleminiz olamaz.

Soderbergh, bulaşıcı ve ölümcül bir hastalığın ilk insana bulaşmasından itibaren tüm olanları belgesel mantığıyla anlatıyor. Olaylara, kişilere taraf olmadan muhtemel olabilecekleri gösteriyor. İnsanoğlunun zor zamanında bile var olan kötücül özü, diğerini ötekileştirme çabası, kapital sevdası ve ‘filler çimenleri ezer’ özetindeki mantığı. Bunları izlemek bile, her ne kadar gerçekliğinden şüphemiz olmasa da, insanı daraltıyor, bunaltıyor. Çünkü en ufak bir tehdit altında insanın ne kadar çaresiz, sefil ve acımasız olduğunu gösteriyor.

Bunları göstermek filmin en önemli artısı, erdemi. Teknik anlamda kusursuza yakın bir iş çıkaran Soderbergh, o savunmasız anı görselleştirmeyi başarıyor. Ünlü oyuncularla dolu kadrosunu iyi idare ediyor, her birinin filme hizmet etmelerini sağlıyor. Bunların yanında, Soderbergh salgın tezahüründeki bazı noktaları sevmeyebilirsiniz (hastalığı ilk kapanın aldatan eş olması, ABD’nin kısmen yücetilmesi gibi) ama bunlar da onun düşüncesi sonuçta.

The Guard

Her yıl mutlaka çıkan sıra dışı İngiliz komedilerden biri daha. Zıpkın gibi senaryosu, zeki mizahı ve adanın soğuk oyuncularıyla 2011’in en iyi İngiliz komedisi. İngiliz mizahını sevenler izlerken yerinde duramayabilir.


Sleeping Beauty

Adına bakıp masal uyarlaması zannedenler kaçınsın. Çünkü insanın en temel içgüdülerinden cinselliği deşip erkek egemen toplumun ne gibi arızaları olduğu cinsellik üzerinden açıklamaya çalışan bir film izleyeceksiniz. Üniversite öğrencisi bir kızın, para uğruna yaşlı erkeklere hizmet veren gizli bir şirkete girmesini ve yaşananları anlatan film, sert ve tavizsiz tarzıyla hem özgün hem de sinir bozucu. Bu yüzden filmden çok sıkılabilirsiniz. Şahsen filmin garipliğinden keyif aldım, bolca alt metin çalışması da yapılabilir. Julia Leigh’in sonraki çalışmalarını takip etmek lazım.

Margin Call

Contagion’un eleştirisinde vurguladığım ‘Filler çimenleri ezer’ mantığı, bu filmin ana ekseni. 2008 ekonomik krizi öncesinde Wall Street’teki bir finans şirketinin, olacakları görüp bir anda alarma geçmesini anlatan film, ekonomiye birazcık ilgi duyanların bile soğuk duş etkisiyle salondan çıkacağı tarzda. Birkaç adamın ağzındaki kelimeyle milyonlarca kişinin hayatının nasıl çöpe gittiğini gösteriyor. Sağlam oyuncu kadrosu (Kevin Spacey, Jeremy Irons, Paul Bettany, Stanley Tucci, Demi Moore, Zachary Quinto, Simon Baker) ve işleyen senaryosuyla yılın dikkat edilmesi gereken filmlerinden oluyor.

Reklamlar
  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. Şubat 12, 2012, 11:29 pm

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: