Arşiv

Posts Tagged ‘How I Met Your Mother’

Diziler…

Bu yılki dizi sezonu da bitmek üzere. Yarın yayınlanacak Mad Men‘in sezon finalini izleyince takip edecek dizi kalmıyor. 1.5 ay sonra Breaking Bad‘in 5. sezonunun ilk yarısına kadar boşta bekleyeceğiz. (Bu arada ben eskilerden Oz‘u izliyorum aralarda.) Böylece bir toparlama yapabiliriz.

House MD

Sherlock Holmes’un günümüzdeki doktor halini 8 yıldır ekrana getiren dizi, sona erdi. Hiç tatmin etmeyen bir final olduğu herkesin ortak fikri. Ama şu gerçekti, House MD ne kadar kötüleşse kötüleşsin House karakteri o kadar ilgi çekiciydi ki her zaman zevkle izlenirdi. En berbat bölümden bile zevk aldıysam bunun sebebi, ana karakterinin eşsiz tasarımıdır. 8 sezondur izlenmesinin sebebi de budur zaten. 1-2 sezon önce bitmesi daha tatminkar olurdu gerçi ama fazla House MD izlemek göz çıkarmaz ya! House efendiye elveda diyoruz, saygıyla önünde eğiliyoruz: Herkes (mutlaka) yalan söyler!

Glee

Dizinin 3. sezonunu, ne gariptir ki 2.’sinden daha fazla sevdim. Gayet eğlenceli bir hale geldi. Bu sezon The Rocky Horror Picture Show, Saturday Night Fever ve West Side Story gibi benim hayran olduğum müzikallere özel bölümler yapıldı. Ayrıca Michael Jackson ve Whitney Houston özel bölümleri de gayet iyiydi. Bazen çok yapaylığa kaçsa da eğlencesi hep öne çıktı. Bu yüzden, radikal değişikliklere gebe olan 4. sezonu iple çekiyorum.

The Big Bang Theory

4. sezonu devirmesine karşın bu dizi, hala beni yarabiliyor. Bazı bölümleri çok kötüydü ama bazıları da tadından yenmeyecek kadar güzeldi. Bu yüzden de uzun sezonlar boyunca devam etmesini umuyoruz ve Sheldon’ın ilişki maceralarını dört gözle bekliyoruz.

How I Met Your Mother

Kabak tadı vereli birkaç yılı bulsa da 2 ayda bir çıkan iyi bölümü ve Barney uğruna izlemekten vazgeçemiyoruz. İşleri o kadar yavaşlatıyorlar ki kusacağım artık. Çıkarın şu anneyi, herkes rahatlasın. Dizi bitmese de olur, anneyle tanışsın artık Ted!

Modern Family

Birkaç bölümü hariç gayet düzeyli bir şekilde güldürmeye devam ediyor. Gloria’nın hamile kalması diziye hız verecekse de bence son sezon olmalı gelecek sezon.

Game of Thrones

Bu hafta 2. sezonunu noktalayan dizi, ilki kadar keyif vermese de benzer bir rakibi olmadığından ilgiyle izlenmeye hep devam edecek. Bariz şekilde seyirciye oynamaya başlayan, bu yüzden de verdiği keyfi azaltan dizinin biraz daha gözü karar olmasını istiyoruz. Hayranlar yine Nisan 2013’e kitlendi, ben ise sadece biraz daha zeka bekliyorum. Bütçe azlığından kaynaklanan teknik yetersizlikler zeka ile çok da iyi kapanabilir. Benden hatırlatması.

Ayrıca eylül itibariyle Dexter, Homeland ve Boardwalk Empire de yine aramıza dönecek. Ama tabii benle beraber herkes asıl Breaking Bad ve Dexter’ı bekliyor. Walter White 1.5 ay aramıza dönse de esas 2013’te veda edecek bize. Dexter abi ile kızkardeşi arasındaki olayı ise 30 Eylül’de öğrenebileceğiz.

Reklamlar

2010-2011 Sezonu Dizileri

09/06/2011 2 yorum

Bu sezon, yalnız yaşamaya başlamamın da etkisiyle izlediğim dizi sayısı hızla arttı. Kısa süreli, sağlam dizilerin sayısında artmış olması, bunun yanında film sektöründe hissedilir derece azalan kalite bunun başlıca sebebidir. Ama şunu da fark ettim, Türklükten midir, yoksa Akdenizlilikten mi bizim kanımızda ciddi biçimde dizi izleme alışkanlığı var. İster Türk yapımı olsun ister yabancı, herkes bir şekilde dizi izliyor.

Ben de bu sezonun dizilerine şöyle bir göz atıyorum:
Bored to Death

Yılda sadece 2 ay yayınlanan bu dizinin 2. sezonu geçtiğimiz ekimde final yaptı. 3. sezonuna da sadece 3 ay kaldı. Absürd komedi sevenlerin şaheseri olan dizi 2. sezonunda da kalitesini düşürmedi. Jason Schwartzman, Zack Galfianikis ve Ted Denson’dan oluşan kemik kadrosu yine maceradan maceraya atıldı. Yeni sezonu da zevkle bekliyoruz.
Boardwalk Empire

2010’un en çok konuşulan dizilerinden olan tarihsel drama, Mad Men kadar olmasa da ayakları yere basan senaryosu, harika kadrosu ve başarılı teknik özellikleri ile beni tatmin etti. Yalnız 2. sezonda bunun üzerine çıkması gerek, yoksa zaten yavaş ilerleyen (slow burning) bir dizi olarak sıkmaya ve bıktırmaya başlar. Daha çok Al Capone istiyorum. Duy sesimi Terence Winter.
Dexter

Bu yıl izlemeye başlayıp 1 ayda 4 sezonunu izlediğim dizi, kimilerine göre yayınlanmakta olan en iyi dizi. Bence akılcı ve zeki senaryosu ve kurgusunun yanında Michael C. Hall’un başarılı performansına borçlu her şeyi. Ama bunlar kaliteyi arttırsa da, sizi ekrana bağlamaktan öteye gitmiyor. Nitekim gelecek sezonunda sağlam bir hikaye bulamazsa hızla çökebilecek bir yapıda. 5. sezonu yine de çok merak ediyoruz.
How I Met Your Mother

Artık anneden umudu tamamen kestiğimiz, anlık esprilerin dizisi oldu. Böylece bittiği anda tarihe gömülecek bir dizi haline geldi. Ama hala zaman zaman size kahkaha attırmayı başarıyor ve çok az da olsa sizi hüzünlendirebiliyor. Mesela ‘Oh Honey’ bölümü kesinlikle yılın en iyi bölümüydü. Biraz da alışkanlıktan kimse bırakamıyor. Bu arada Barney, Robin ile evlenecek bence. Bu da ta ilk sezondan beri kurgulanan ana yapıyı biraz oturtuyor. Bitirin şu diziyi artık!
House, M.D.

Kaç sezon oldu ben sayamadım. İyice pembe dizi kıvamına döndü. Ama yine de çok eğlenceli. Bazı bölümler baysa da artık, heyecanla diğer bölümü bekliyorsunuz hala. House Cuddy’nin evine nasıl girdi ama?!? :DDD Bence son sezon başka bir hastanede geçecek, tamamen tahmin!
The Big Bang Theory

Bazı bölümleri ciddi biçimde bayık olsa da (ta ilk sezondan beri böyleler) kalanları da çok komik oluyor. Sezon finali hafif zorlama olsa da çok eğlenceliydi. Daha 3 sezon izleyeceğiz zaten en az.
Glee

Bu dizi kesinlikle tek sezon olmalıymış. O zaman işte kült olurdu, yıllar boyu konuşulurdu. Freaks and Geeks misali. Ama bunu sonuna kadar sömürecekler ta ki herkes bıkana dek. 2. sezon, zorlama bölümlerin hayli fazla oluşuyla dikkat çekiciydi. Hani güzelim şarkıları olmasa izlenecek tarafı kalmayacak. Bunun da sebebi, söyleyecek sözünün ilk sezon finali itibariyle tükenmiş olması. Yani Sue Slyvester, daha kaç kere bir iyi bir kötü olabilir ki???? Ya da kaç kere Kurt’ün “Ben gay’im ve özgürüm!” geyikleriyle bahtiyar olabilirsiniz ki?
3. sezonu izlememeyi düşünüyordum ki Javier Bardem’in diziye konuk olacağını okudum. Belki izlemem yine de.
ve diğerleri…
Mad Men, 2012 Mart’ına kadar tatilde!
Breaking Bad, sezonunu 4 ay erteledi. Temmuz sonunu bekliyoruz. Bakalım 4. sezon da bir öncekinden iyi olabilecek mi?
Game of Thrones‘u sezon finalinden sonra yazarım. Sadece 2 bölümü kaldı, gayet de güzel gidiyor. Ama sonraki sezona çok şey bırakacak olması üzüyor.
Son olarak, son sezonunu izleyeceğimiz Entourage da Temmuz sonunda başlayacak. Duyurulur.

Diziler…

Uzun zamandır bir dizi yazmaya niyetim var, hep unutulup yalan oluyor. Bari tatildeyken şöyle kallavi bir yazı patlatayım dedim içimden. İçimden çok uzun olacak diye bir his geçiyor.

  • Lost, mayısta bitti gitti, hatırlayanı bile pek kalmadı. Çoğu insan gibi ben de finalden memnun kalmadım. Tüm adanın sırrının dönüp dolaşıp bir ab-ı hayat kaynağı ve onu düzenleyen bir tıpaya bağlanması pek akıl karı gelmedi bana. Finale kadar ne güzel de toparlıyor, maşallah derken, finalde çoğu şeyi ortada bırakıp, kalanını da oldukça basit olarak açıklamaya kalkması beni sinirlendirdi. Son 3 yıldır, bazılarının belirttiği demek ki doğruymuş: Gerçekten yaratıcılar baştan pek bir şey planlamamış, sadece Jacob ve kara dumanın olayı baştan belliymiş.

    Bir arkadaşım, finalde herkes sevdiğini bulduğunu ve bunun dinler üstü olduğunu belirttildiği için benim bazı fikirlerime çok yakın durduğunu, bundan ötürü de sevmem gerektiğini söyledi. Evet, finalin arafta geçen kısmında bu tarz bir şey söylemek istiyor ama ne yazık ki bu, tüm diziye yayılan bir fikir değil. Son sahnedeki ibadethanenin sadece kilise olmayıp 6 dini kapsadığı ima edilse de (camdaki gravürde 6 ayrı din sembolü bulunuyor) bunun finale özel yapılmış bir popülizm (seyirciye oynama) taktiği olduğunu düşünüyorum. Çünkü genelde alt metinde bariz bir şekilde Katolik terminolojisine atıflar yapılıyordu. 2. olaraksa Mısır mitolojisine göndermeler vardı ama bu mitolojinin de genelde Hrıstiyanlaştırma etkisi altında olduğunu düşünmekteyim. Tabii bunlar kişisel fikirlerimdir.

  • Bu sezon bence en iyi finali House, M.D. yaptı. Çok duygusal bir sahneyle duygu sömürüsüne yakın dursa da 1 sezon daha izlenmeye layık bir final yaptı.
  • Ondan sonra Big Bang Theory sürprizli bir finalle gelecek sezonki seyircilerini garanti altına aldı.
  • How I Met Your Mother artık baysa da hala bazen çok güldürmesi ve anneyi iyice merak etmem sebebiyle yeni sezonda devam edeceğim dizilerden.
  • Mayısta 1 hafta içinde Bored to Death’in ilk sezonunu izledim. 2.’si eylülde başlayacak. Zaten 8 bölüm olduğundan kolay izleniyor ama bağımlılık yapıcı. Türü noir-comedy. Hem kara filmlere öykünüyor hem de dehşet komik. Çok sağlam oyuncular barındırıyor. 3 ana karakterde John Schwartzman, Zach Gafiliakis ve Ted Denson var, arada Oliver Platt, Jim Jarmursch filan görünüyor. Farklı bir tat gerçekten. Müzikler de çok iyi. Konuyu bilmeyenlere şöyle özet geçiyim: 2. kitabına bir türlü başlayamayan bir yazar, aniden özel dedektiflik yapmaya karar veriyor. Yeni terk edilmişlik duygusu, spermlerini webde satan bir kanka ve devamlı esas oğlanımızdan uyuşturucu alıp kafa kıyak gezen zengin dergi patronu da yanında hediye.
  • Ardından Breaking Bad’e başladım. 3. sezon haziranda bitti ABD’de. Dizi, kanser olduğunu öğrenen normal bir aile babası olan kimya öğretmeni Walter White’ın, uyuşturucu yapımına girmesini konu alıyor. Zaten bombalara gebe olan hikaye incelikli bir senaryo ile çok iyi yerlere gidiyor. Başlarda olaylar yavaş seyretse de giderek kendi kıvamını buluyor. Bence 3. sezon enfes olmuş. Sadece hikaye uğruna izlenilecek bir dizi. 4. sezon mart 2011’de!
  • Mad Men’in 4. sezonu yeni başladı. Yine ağzımı açık bırakmayı başarıyor. Çünkü hem beni husursuz etmeyi başarıyor hem de kusursuz.

Sezon Finalleri

Bu yıl iş hayatının başlamasıyla beraber daha çok dizi izler oldum. Kısa süreli ve tekrar eden yapımlar hem zamanı çok ihlal etmiyor hem de zihni çok yormuyor. Bu açıdan bu yıl haftalık devam eden dizilerimin yanında eski dizileri de seyrettim. Bunlardan Extras, Battlestar Galactica ve Mad Men başyapıt kıvamında dizilerdi.

Ama bu yazıda onları değil de haftalık takip ettiğim dizileri sezonsal olarak yazmaya çalışacağım. Takip ettiğim 6 diziden hiçbiri finalini yapmadı (How I Met Your Mother resmen sonraki sezonunu açıklamadı ama umudumuz devam etmekte). Ama çoğunun 2010’da bitmesine kesin gözle bakıyorum (İkisininki kesin zaten: Lost ve Desperate Housewives). Sadece The Big Bang Theory 2011’e kesin kalacak. O yüzden 2009 güzünde yeni haftalık dizilere başlamam gayet olası. Zaten Caprica’ya kesin başlayacağım.

Şimdi de sırayla göz atalım dizilerime:

Desperate Housewives:
Yine sade bir sezonla geçirdik zamanı. Önceki sezonların aksine tavan yapan bölüm sayısı sıfırdı. Sanırım yangınlı bölümden çok şey umdular lakin 3. sezonun rehineli bölümünden ve 4 sezonun tornedolu bölümünden sonra hiç beklenmedik bir şey değildi. Edie’nin hakkı rahmetine kavuşması bile çok sürpriz olmadı. Yine de bazı bölümleriyle beni çok güldürdü ve rahatlattı. Son sezonunun sıkı geçmesini bekliyorum açıkçası.

Sezon finali ise çok klasik olmasına rağmen fena sayılmazdı. Öbür sezona fena pas atmadılar gerçi ama bu açıdan 4. sezon finalini geçemezler. Ayrıca Mike’ın evlendiği kadın Katherine çıkacak bence!

How I Met Your Mother:
Tek kelimeyle en berbat sezondu. Hem senaryosuyla hem oyunculuklarıyla hem de amacını çoktan kaçırmasıyla bir çöküşe şahit olduk. Barney ile koca sezonun gitmeyeceğini hala çakamadılar yada çakmak istemiyorlar. Bir de Barney-Robin ilişkisinin mantıksızlığıysa cabası. 5. sezon olursa evlendirecekler ikisini, herkes de o an kusacak. Anne zaten hala açıklanmadı!

Sezon finali kötüydü doğal olarak. Anne adayı sayısını bir sınıfa indirgediler neyse ki. 2 sezondur ‘Goat Story’ diye dillendirdikleri meşhur hikaye berbat çıktı, gerçekten kutluyorum.

The Big Bang Theory:
Çizgisini pek bozmadan devam eden nadide dizilerden. Tabii daha 2 sezonu olmasının ve hiçbir zaman tavan yapmamış olmasının getirileri bunlar. Kendisi asla ‘en iyi sitcom’ olarak sıfatlandırılmayacak. Buna rağmen her bölümde mutlaka 2-3 kahkaha attırmasıyla umudunu koruyor.

Sezon finali çok sıradandı açıkçası. 3. sezon finalinde de Penny’nin Leonard’ı sevdiği ima edilirse kusarım lakin.

House M.D.:
House da aynı şekilde devam ediyor. Ara sıra tempo düşse de toparlıyor 1-2 bölümde. Dizi içi dinamikler çok iyi korunuyor açıkçası. Oyunculuklar da enfes. Sonsuza kadar izlenebilir.

Sezon finali mükemmeldi. Hatta 5 sezonun da en iyi bölümüydü. Ben hep 1. sezonun 21. bölümüne hasta olurdum ama bu bölüm onu da aşmış. Hele son 10 dakikanın verdiği acının üzerine yok. O nasıl bir twisttir (Tükçesi dönüş), nasıl bir oyunculuk gösterisidir. Kalbimiz House’la.

Lost:
Ben bu sezonu sevdim valla. Karmaşıktı ama güzeldi. Her sezonun daha karmaşık olmasına alıştık zaten. 6. ve son sezon da daha karmaşık olacak, şimdiden belli. John Locke’u pek sevmezdim ama gittiğine üzüldüm.

Sezon finalini ilk izlediğimde pek sevmedim ama sonradan sevdim. Jacob olayı kafa karıştırdı tabii. 6. sezon yarı tanrılar ile kullar arasında geçecek ya zevkle bekliyoruz ocak ayını.

Star Wars: The Clone Wars:
Çok iyi değil ama benim gibi SW fanatiklerini avutabiliyor. Çoğu bölüm çok sıradan olduğu için teker teker izlenmesini önermem. En azından ben izleyemedim, 3-4 bölüm izleyince ancak SW evrenine girebiliyorsunuz. 2. sezonda yeni bir kelle avcısı varmış, inşallah işi tamamen westerne döndürmezler. Dizinin en büyük hatası çok fazla aksiyon içermesi. Biraz daha drama odaklanmalı.

Sezon finali sıradan bir bölüme göre iyiydi ama yine klişelere takıldı. Anakin-Padme ilişkisiyle ilgili bir veri verebildi hele şükür. Daha çok detay lazım bize. Yoksa dizi uzun sürmez.