Başlangıç > film eleştirisi, güzel kadın, Oscar adayı > Sinema Sinema (Oscarlıklar vs vs – 4)

Sinema Sinema (Oscarlıklar vs vs – 4)

Salmon Fishing in the Yemen [Lasse Hallström – 2012]

salmon-fishing-in-the-yemen

Bu oldukça hafif, biraz uçuk ama izlemesi keyifli İngiliz romantik komedisi, her nasılsa 3 dalda Altın Küre’ye aday (Komedi Filmi, Erkek Oyuncu ve Kadın Oyuncu) oldu. Bu yüzden de Altın Küre’yi düzenleyen Hollywood Yabancı Yazarlar Birliği de çok eleştirildi. Filmi, izlemesi çok keyifli. Biraz fantastiğe kaçsa da Emily Blunt ve Ewan McGregor’u yan yana izlemek bile kafi. Zaten İngiliz romantik komedilerin cazibesi de malum. Lakin, yılın en iyilerinden mi derseniz, gülerim.

Hodejergene (Headhunters) [Morten Tyldum – 2011]

hodejergene

Bu Norveç yapımı gerilim-aksiyon, geçen yıl tüm dünyada bayağı popülerdi. Hatta bizde de İstanbul Film Festivali’nde oynamış, dikkatimden kaçmış. Denildiği kadar var, harika bir aksiyon. Mekik gibi işleyen bir senaryosu var ve gerek rejisi, gerekse oyunculuklarıyla gerçekten hakkını veren bir film. Rahatlıkla son yıllarda izlediğim en iyi aksiyon diyebilirim. İskandinav sinemasını daha çok yakın takibe almak gerek.

The Words [Brian Klugman, Lee Sternthal – 2012]

2. Dünya Savaşı sonunda Fransa’ya giden bir asker orada bir kıza aşık oluyor, evleniyor, hatta kızı oluyor. Lakin kızı ölünce eşi de depresyona giriyor ve adam bu sırada bir roman yazıyor ama kaybediyor. Kaybedilen romanı, günümüzde yazma sıkıntısı çeken ve yaratıcı olamayan bir yazar bulup kendi romanıymış gibi yayınlıyor. Bambaşka bir yazar ise bu çelişkili durumu, yeni kitabında anlatıyor ve tanıtım gecesinde tanıştığı bir genç bayanı evine götürüyor.

words_t479

Bu iç içe geçen öyküleri, filmimiz layığıyla anlatıyor. Ama sonuçta elimizde pek bir şey kalmıyor çünkü hepsini yarım bırakıyor. Hal böyle olunca, film vasatlık sınırlarına mahkum oluyor, elindeki bunca iyi oyuncuya rağmen üstelik! Yalnız ilk öyküdeki kadın oyuncu, Nora Arnezeder güzelliğiyle büyülüyor!!!

Lo Imposible (The Impossible) [Juan Antonio Bayona – 2012]

naomi_watts_2973_622x466

Birkaç yıl önce gerçekleşen Tayland depremi ve ardından olan tsunami felaketinde bir İngiliz ailenin başına gelenleri anlatan film, senaryosuyla açık ara sınıfta kalıyor. Oldukça bayağı ve dokunaklı bir öykü çizmek adına, hiçbir gelişimi olmayan, bilindik melodram klişelerini uygulayan ve depremi geçiren esas ülke halkına hiç yer vermeyen bir yapı kuruyor. Sonundaki devasa sigorta reklamı apayrı bir olay zaten. Halbuki, Bayona tsunami sahnelerinde çok başarılı. O dalgaların arasında çaresizce sürüklenme hissini iliklerimizde duyuyoruz resmen. Zaten Oscar dahil her ödüle aday olan Naomi Watts, gerçekten harika bir performans veriyor. Oğlu rolünde Tom Holland da çok iyi.

Les Miserables [Tom Hooper- 2012]

Bence Oscar En İyi Film adayları arasındaki en zayıf film. Neredeyse 200 yıllık güzelim romanı, içine hiçbir şey katmadan kopyala-yapıştır çekmiş Hooper. Müzikalliği de yalan, oyunculara gerçekten iyi bir destek vermesi dışında hiçbir özelliği yok. Oyunculuklar çok iyi ama onun için 2.5 saat koltukta kıvranmaya değer mi, varın siz hesap edin.

Pieta [Kim Ki-Duk – 2012]

Pieta

Geçtiğimiz Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan alan bu Kore filmi, gerçekten nev-i şahsına münhasır. Zaten Ki-Duk’un çoğu filmi öyledir lakin bu, ayrı bir vaka. Kötü hiç değil! Harika mı, değil! Orta da diyemem. Aslında hepsi de denilebilir. Öyle saçma bir olayı var. Bol şiddet, tecavüz, kan içeren film; ayrıca her mideye göre de değil!

Premium Rush [David Koepp – 2012]

premium-rush-1

Hollywood, bu sefer New York’ta son hız pedal sallayan acele kargoculara el atıyor. Zaten işin kendisi bayağı adrenalin yüklüyken, film de ona ayak uyduruyor. Klasik Hollywood trüklerine takılmazsanız, baştan sona temposu düşmeyen bir adrenalin bombası izleyeceksiniz. Üstüne Joseph Gordon-Levitt, Michael Shannon ve Dania Ramirez’den oluşan iyi kadrosu da cabası.

This is 40 [Judd Apatow- 2012]

Benim çok sevdiğim romantizm soslu komedi Knocked Up‘ın baş karakterleri olmadan çekilmiş devam filmi. Evli ve çocuklu, olağan bir Amerikan çiftinin 40 yaşına basma sendromunu ekrana taşıyor. Aslında 35 ve üstü yaş grubuna daha hitap eden bir komedi çünkü 28 yaşında izlemek sıkıyor kimi zaman. Lakin Apatow’un gerçekçi ve sıcak havası ortamı yine yumuşatıyor. Üstelik, tüm yan karakterler ünlü ve iyi performanslar veriyorlar. Normalde kötü bulduğum Leslie Mann bile oldukça iyi! Bu yapıyı sevenlere, daha komik olan Modern Family dizisini tavsiye ederim.

this is 40

Gangster Squad [Ruben Fleischer – 2013]

Ryan Gosling, Sean Penn, Emma Stone, Josh Brolin, Giovanni Ribisi, Michael Pena’dan oluşan iddialı bir kadrodan, bu kadar kötü bir film çekmek gerçekten başarı sebebi. 1986’da Brian De Palma’nın çektiği The Untouchables, tamamen aynı konuyu oldukça lezzetli anlatıyordu. Gangster Squad ise çok kötü bir kopya!

Wreck-It Ralph [Rich Moore – 2012]

wir1

80’lerde doğan çocuklar, atari salonuna gitmenin keyfini ve o oyunların verdiği keyfi başkalarının veremediğini pek iyi bilir. Wreck-It Ralph de o keyfe yapılan bir nostalji yolculuğu! Bir atari oyununda kötü adam olan Ralph, 30 yılın sonunda kötülükten sıkılıp bir madalya almanın derdine düşünce tüm atari dünyasını karıştırıyor. Bazen klişelere mahkum olup yavanlaşsa da karakterlerin çekiciliği yetiyor. Oldukça keyifli bir animasyon.

Compliance [Craig Zobel – 2012]

Bir fast food restrauntı yöneticisine, kendisinin polis olduğunu söyleyen bir telefon gelir ve yönetici, bu adamın tüm dediklerini aynen yerine getirir. İşin ilginci, bu olay tam 6 saat devam eder. Amerikalıların ne kadar salak olduklarını ifşa eden bu izlenmesi zor filmdeki olaylar tamamen gerçekmiş. Üstelik yaklaşık 70-80 kere tekrarlanmış. Yorum yapamıyorsunuz bile. Filme gelirsek, bu enteresan malzemeyi aynen çeken ama kendinden bir şey ekleyemeyen bir çalışma olmuş.

Hitchkock [Sacha Gervasi – 2012]

Hitchkock’un Psycho‘yu çekme sürecini anlatan filmi aslında bir kamera arkası belgeseli olarak izliyoruz. O açıdan bakınca, oldukça doyurucu ve keyifli bir yapım. Lakin tek başına bir film olarak pek değeri yok. Anthony Hopkins’e yapılan oldukça irrite makyaj, ayrı bir olay!!!

hitchcock_2012-2-1280x852

Not: En İyi Yabancı Film adaylarından No‘yu ‘Pinochet Üçlemesi’ altında başka bir yazıda ve yine aynı kategoride yarışan Rebelle‘ye ‘!f 2013 İzlenimleri’ yazımda yazacağım. Çok ama çok yakında!

Reklamlar
  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: