Notting Hill

Herkesin başucu nesneleri vardır. Kiminin kitaptır, kiminin dergi. Tahmin edebileceğiniz üzere benimkiler film ve iki tane: When Harry Met Sally… ve Notting Hill. Ne zaman çok üzülsem veya çok sevinsem mutlaka ikisinden birini  seyrederim. Bugün de çok sevindirici bir haber aldım. Kapıdan girerken de dedim ki “Evet, bugün Notting Hill gecesi!”

1999 yapımı bu film, oldukça ana akımdan seyreden bir romantik-komedi. Tüm klişeleri başarıyla uyguladığı gibi, türün tüm trüklerine de sahip. Ama olay, bunları nasıl kullandığında yatıyor. Hakkını vermek lazım, senarist Richard Curtis çok iyi bir senarist olmasının yanında türü de çok iyi biliyor. Kendi yazdığı 1994 yapımı Four Weddings and a Funeral, zaten İngiliz romantik-komedilerini başlatan film, kendi çapında da çok iyidir. Ama Notting Hill‘in bambaşka bir çekiciliği var.

Seyahat kitapçısı sahibi William ile süper star Anna’nın aşkı her ne kadar imkansız görünse de, o kadar gerçekçi işliyor ki kendinizi kaptırıyorsunuz. Üzerinde düşünülmüş yan karakterler ve hikayelerle daha da zenginleşen senaryo, bu aşkı daha da gerçekçi kılıyor. Curtis’in özenle seçtiği espriler ve diyaloglar, filme ayrı bir ruh katıyor. Tabii yönetmen Roger Michell da bu senaryoyu akışına bırakarak ve yanına birkaç güzel kare ekleyerek daha çekici kalıyor. Sanırım William’ın bir caddede yürürken dört mevsimin geçtiği sahne, herkesin aklında yer etmiştir.

Filmde akılda kalan çok sahne var tabii. Anna’nın restoraunttaki adamlara dalaşması, William’ın grubunun Anna’yla ilk tanışması, o gece saklı bahçede öpüşmeleri, William’ın kapıda Anna’yı sakinleştirme çabası, … Ama benim için en önemlisi Anna’nın son kez kitapçıya geldiğinde özür dilemesidir. Bu cümleyi duyup da içinde bir şeyler kımıldamayanın insanlığından şüphe ederim:

“Sonuçta, bir oğlanın önünde durmuş, ondan kendisini sevmesini isteyen bir kızım.”

Bunun yanında harika şarkıları (‘She’, ‘When You Say Nothing at All’, ‘How Can You Mend a Broken Heart’, ‘Ain’t No Sunshine’ ve ‘When You’re Away’), enterasan cameoları (Matthew Modine ile Alec Baldwin başta olmak üzere (Emily Mortimer de çok güzeldir burada)), başarılı sanat yönetimi ile de akıllarda yer ediyor. Çoğunluk başyapıtı bırakın, başarılı bile bulmayabilir ama Notting Hill her zaman başucumda olacaktır.

Not: Hadi size şu sırrı da vereyim: Filmin son sahnesi, hayatta düşleyebileceğim en büyük mutluluk halidir. Bir erkek başka ne isteyebilir ki?

Reklamlar
  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. Temmuz 20, 2014, 10:41 pm

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: