Başlangıç > felsefe, hayat > Kesişen Masallar

Kesişen Masallar

‘Bursa Anadolu Lisesi 2003 Mezunları Yıllığı’nda Mehmet Toktaş’a bakın ne yazmışım: “… Aslında şu anda bir masaldayız. Bu masal Haziran’da sona eriyor. Hayatın daha nice masallara gebe olduğu bilinmez. Ama şu gerçek var ki hepsi ders verir bize. Başka bir masalda görüşmek üzere…”

Sonraları bu masal kavramını çok benimsedim. Yani ‘hayatın kesişen masallardan ibaret olduğu’ gerçeğini. Herkesin hayatı bir masal aslında. Hatta klişe tabirle herkesin hayatı bir roman. Onun için de belki biyografi ve otobiyografi okumayı, insanların eski anılarını dinlemeyi pek severim.

Kimse toz pembe hayatlar yaşamıyor. En zenginin, en konforlu hayata sahip insanın bile nice dertleri vardır da kimse anlamaz. Mesela Bill Gates’in kızı kim bilir hangi dertten dolayı geceleri uyuyamıyordur. Volkan Konak’ın dediği gibi “Herkesin bir derdi var/Durur içerisinde.”

İşte dünyadaki 6 milyar insana (yada dünya nüfusu an itibariyle neyse o kadara) ait 6 milyar masal var. Ve her saniye o masallar birbiriyle temas ediyor. Kimi teğet geçiyor, kimi ucundan giriyor, kimisi de tam merkezinden geçiyor. Ama hiçbir zaman sabit kalmıyorlar bulundukları yerde. Girdikleri gibi çıkanlar da var, girdikten sonra o çember içinde uzun süre kalanlar da.

Yeni Türkü der ki “Ya dışındasındır çemberin/Ya da içinde yer alacaksın!/Kendin içindeyken/Kafan dışındaysa…” Tabii burada Murathan Mungan başka bir olguya gönderme yapıyor ama sonuç aynı yere çıkıyor. İnsan sosyal bir varlık ama herkes kendi çemberi içinde kendi masalını yaşar. Mutlaka başkalarının yaşamlarını etkilesek de, onların çemberlerinin içinde yer alsak da; sonuçta çemberler şahısların kendilerine aittir.

Bizim başka masallara müdahale etme hakkımız yoktur, sadece müdahil olabiliriz. İşte hayat bu gözle bakarsak daha sağlıklı olur. Böylece hem kişilerin haklarına saldırmamayı öğreniriz, hem de kendi haklarımızı koruyabiliriz.

Bırakın, kişiler kendi masallarını yaşasın ve isterlerse sizi de o masallara dahil etsinler. Siz de kendi masalınızı yaşayın. Unutmayın ki kitaplarda okuduğumuz masallardaki öğeler de birer metafordan ibarettir. Beyaz atlı prens de, kötü kalpli cadı da bizleriz aslında. Her öğeden bir tutama sahibiz ama kişiliğimizi belirleyen o tutamları ne kadar dışa vurduğumuzdur. Gerisi bir boşluktur! ‘Bursa Anadolu Lisesi 2003 Mezunları Yıllığı’nda Mehmet Toktaş’a bakın ne yazmışım: “… Aslında şu anda bir masaldayız. Bu masal Haziran’da sona eriyor. Hayatın daha nice masallara gebe olduğu bilinmez. Ama şu gerçek var ki hepsi ders verir bize. Başka bir masalda görüşmek üzere…”

Sonraları bu masal kavramını çok benimsedim. Yani ‘hayatın kesişen masallardan ibaret olduğu’ gerçeğini. Herkesin hayatı bir masal aslında. Hatta klişe tabirle herkesin hayatı bir roman. Onun için de belki biyografi ve otobiyografi okumayı, insanların eski anılarını dinlemeyi pek severim.

Kimse toz pembe hayatlar yaşamıyor. En zenginin, en konforlu hayata sahip insanın bile nice dertleri vardır da kimse anlamaz. Mesela Bill Gates’in kızı kim bilir hangi dertten dolayı geceleri uyuyamıyordur. Volkan Konak’ın dediği gibi “Herkesin bir derdi var/Durur içerisinde.”

İşte dünyadaki 6 milyar insana (yada dünya nüfusu an itibariyle neyse o kadara) ait 6 milyar masal var. Ve her saniye o masallar birbiriyle temas ediyor. Kimi teğet geçiyor, kimi ucundan giriyor, kimisi de tam merkezinden geçiyor. Ama hiçbir zaman sabit kalmıyorlar bulundukları yerde. Girdikleri gibi çıkanlar da var, girdikten sonra o çember içinde uzun süre kalanlar da.

Yeni Türkü der ki “Ya dışındasındır çemberin/Ya da içinde yer alacaksın!/Kendin içindeyken/Kafan dışındaysa…” Tabii burada Murathan Mungan başka bir olguya gönderme yapıyor ama sonuç aynı yere çıkıyor. İnsan sosyal bir varlık ama herkes kendi çemberi içinde kendi masalını yaşar. Mutlaka başkalarının yaşamlarını etkilesek de, onların çemberlerinin içinde yer alsak da; sonuçta çemberler şahısların kendilerine aittir.

Bizim başka masallara müdahale etme hakkımız yoktur, sadece müdahil olabiliriz. İşte hayat bu gözle bakarsak daha sağlıklı olur. Böylece hem kişilerin haklarına saldırmamayı öğreniriz, hem de kendi haklarımızı koruyabiliriz.

Bırakın, kişiler kendi masallarını yaşasın ve isterlerse sizi de o masallara dahil etsinler. Siz de kendi masalınızı yaşayın. Unutmayın ki kitaplarda okuduğumuz masallardaki öğeler de birer metafordan ibarettir. Beyaz atlı prens de, kötü kalpli cadı da bizleriz aslında. Her öğeden bir tutama sahibiz ama kişiliğimizi belirleyen o tutamları ne kadar dışa vurduğumuzdur. Gerisi bir boşluktur! ‘Bursa Anadolu Lisesi 2003 Mezunları Yıllığı’nda Mehmet Toktaş’a bakın ne yazmışım: “… Aslında şu anda bir masaldayız. Bu masal Haziran’da sona eriyor. Hayatın daha nice masallara gebe olduğu bilinmez. Ama şu gerçek var ki hepsi ders verir bize. Başka bir masalda görüşmek üzere…”

Sonraları bu masal kavramını çok benimsedim. Yani ‘hayatın kesişen masallardan ibaret olduğu’ gerçeğini. Herkesin hayatı bir masal aslında. Hatta klişe tabirle herkesin hayatı bir roman. Onun için de belki biyografi ve otobiyografi okumayı, insanların eski anılarını dinlemeyi pek severim.

Kimse toz pembe hayatlar yaşamıyor. En zenginin, en konforlu hayata sahip insanın bile nice dertleri vardır da kimse anlamaz. Mesela Bill Gates’in kızı kim bilir hangi dertten dolayı geceleri uyuyamıyordur. Volkan Konak’ın dediği gibi “Herkesin bir derdi var/Durur içerisinde.”

İşte dünyadaki 6 milyar insana (yada dünya nüfusu an itibariyle neyse o kadara) ait 6 milyar masal var. Ve her saniye o masallar birbiriyle temas ediyor. Kimi teğet geçiyor, kimi ucundan giriyor, kimisi de tam merkezinden geçiyor. Ama hiçbir zaman sabit kalmıyorlar bulundukları yerde. Girdikleri gibi çıkanlar da var, girdikten sonra o çember içinde uzun süre kalanlar da.

Yeni Türkü der ki “Ya dışındasındır çemberin/Ya da içinde yer alacaksın!/Kendin içindeyken/Kafan dışındaysa…” Tabii burada Murathan Mungan başka bir olguya gönderme yapıyor ama sonuç aynı yere çıkıyor. İnsan sosyal bir varlık ama herkes kendi çemberi içinde kendi masalını yaşar. Mutlaka başkalarının yaşamlarını etkilesek de, onların çemberlerinin içinde yer alsak da; sonuçta çemberler şahısların kendilerine aittir.

Bizim başka masallara müdahale etme hakkımız yoktur, sadece müdahil olabiliriz. İşte hayat bu gözle bakarsak daha sağlıklı olur. Böylece hem kişilerin haklarına saldırmamayı öğreniriz, hem de kendi haklarımızı koruyabiliriz.

Bırakın, kişiler kendi masallarını yaşasın ve isterlerse sizi de o masallara dahil etsinler. Siz de kendi masalınızı yaşayın. Unutmayın ki kitaplarda okuduğumuz masallardaki öğeler de birer metafordan ibarettir. Beyaz atlı prens de, kötü kalpli cadı da bizleriz aslında. Her öğeden bir tutama sahibiz ama kişiliğimizi belirleyen o tutamları ne kadar dışa vurduğumuzdur. Gerisi bir boşluktur!

Reklamlar
Kategoriler:felsefe, hayat
  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: