Arşiv

Posts Tagged ‘Richard Kelly’

Oscarlıklar 2010 – 1

Aralık ayıyla birlikte resmen (nasıl resmen oluyorsa) Oscar dönemine de girmiş bulunuyoruz. Geçen hafta Altın Küre adayları da açıklandı. Sezonun iddialı yapımları arka arkaya vizyona giriyor. DVD’leri de ödüller için oy kullananların evine gidiyor. Aradan sıvışanlar da bizim elimize düşüyor.

Yaklaşık 2 ay sürecek ‘Oscarlıklar’ yazı dizisize hoş geldiniz, efem. Burada yazılan her film ödül için yarışmasa da dönem içi olduğundan katılacak diziye. Buyurun:

Taking Woodstock

Ang Lee bir ara Çin’e dönüp Lust, Caution’ı çekmişti. Şimdi de Hollywood’da tekrar gelmiş ama hafif takılmak istemiş. Öyle ödül sansasyonları ile işi yok Lee’nin. Woodstock 40. yılını kutlarken bir tuz da benden demiş ve efsane festivalin (olay mı demeliydim) hazırlık aşamasını anlatıyor. Son derece eğlenceli bir yapım. Benim gibi dönem araştırmaları ilginizi de çekerse hoş bir 60’lar araştırması gözüyle de bakabilirsiniz. Tahmin edilebileceği gibi müzikler de iyi.

Oyuncular: Demetri Martin, Henry Goodman, Imelda Staunton, Emile Hirsch, Paul Dano, Kelli Garner, Gabriel Sunday, Jonathan Groff, Marnie Gummer, Liev Schreiber, Dan Fogler, Eugene Levy – Görüntü Yönetmeni: Eric Gautier – Müzik: Danny Elfman – Senaryo: James Schamus (Elliot Tiber ile Tom Monte’nin kitaplarından) – Yönetmen: Ang Lee – ***
Daha fazlasını oku…

Donnie Darko

Yaklaşık 2 yıldır bu film hakkında derinlemesine bir yazı hakkında düşünüyorum ama bir türlü kendimi yeterli bulmuyorum. Bir daha, bir daha izliyorum, her izleyişte yeni bir detay fark ediyorum. En sonunda Türkiye’de ‘Yönetmenin Kurgusu DVD’si de çıktı. Efsane tamamlandı. Artık her şey açık ve net, tahminimce. Film, dünyada gösterime girdiği son 5 yıl boyunca kült mertebesini de aşıp modern klasikler arasına girdi. Zaten Türkiye’de gösterime girdiği 2003 Haziranı’ndan beri aynı etkiye mahzar oldu. Sanıyorum ki üniversite gençliğinde izlemeyen kalmamıştır.

Bu yazıda, biraz Donnie’nin bu kadar kültleşmesinin altında yatan nedenleri, biraz filmin ne demek istediğini (sanırım hala filmi tam olarak anlamayanlar çoğunlukta) ve biraz da Donnie’nin 5 yılda oluşan etkilerini anlatmaya çalışacağım.

Donnie neden bu kadar sevildi? Elbette tek bir nedene bağlayacak değiliz, zaten öylesi de bir nevi filme ihanet olurdu. Bir kere filmi analiz etmek için filmin geçtiği zamanı yani 80’leri iyice kavramak gerekiyor. 80’ler çok ortada bir dönem. Sanki analog çağla elektronik çağın bileşimi gibi. Çünkü bilgisayarların yeni yeni göründüğü, cep telefonunun (hiç olmazsa Amerika’da) sokağa düştüğü, insanların yeni elektronik oyuncaklara alıştığı, kıyafette abartının moda olduğu, müzikte rock ve metalin piyasaya girdiği ve klavyenin altın çağı olan bir dönemden bahsediyoruz. Sinemada ise 90’lar kadar olmasa da bir ortada kalmışlık dönemi: Gençlik ve müzik/dans filmleri revaçta, MTV tarzı ortaya çıkıyor ve dolayısıyla video klip estetiği sinemaya giriyor. Tüm bunlar da doğal olarak Donnie’yi etkiliyor. Mesela modadaki abartılık, Donnie ve ablasının düzenlediği partide öne çıkıyor. Donnie tam bir 80’ler gençliği. Bu özellik de hasbelkader 80’lerde gençliğini veya çocukluğunu yaşamış olanları cezp ediyor. Hangimiz Donnie’nin Smurfs/Şirinler hakkındaki yorumuna gülmedik, filmi izlerken. Filmin 80’lerin birçok unsurunu barındırdığı ve hatta dönemin kimi ünlü oyuncularını (Patrick Swayze, Katherine Ross, Drew Barrymore) oynattığı düşünülürse 80’ler nostaljisi ön plana çıkıyor. Her şeyden öte ilk paragrafta belirttiğim gibi film, üniversite gençliği tarafından kült haline geldi. Bunun sebebi de ergenlikten yeni çıkmaları. Donnie de bir ergen ve üstelik çok sorunlu bir ergen, tıpkı dünyadaki her ergen gibi. İzleyici onunla çok rahat biçimde özdeşleşebiliyor. Çünkü onun da dünyaya anlatmak istediği sorunları var, o da hocasına küfretmek istiyor, dahası o da süper kahraman olmak istiyor. Tabii, tüm bunların dışında da Donnie Darko çok kaliteli bir film. Bir gençlik filmi havasında (bunu da 80’lerdeki John Hughes tarzı gençlik filmlerine borçlu olduğunu söyleyebiliriz) gerilim, fantastik, bilim-kurgu, romantizm ve kısmen de olsa komedi ve politik film türlerini çok güzel biçimde harmanlayan bir film var karşımızda. Bu güzel senaryonun tepesine de 80’ler müziği, oyuncuların kalitesi, vs. ekleniyor. Ortaya da tadından yenmeyecek bir film çıkıyor.

Filmi anlayabilmeniz için en az iki defa izlemeniz bir gerçek. Çünkü finale kadar her şey iyi, hoş gitse de finaldeki döngü size, bunu zorlayacaktır. Biraz karmaşık olaylardan bahsettiği için de çoğu kişi anlayamıyor. Hele son sahne olayı iyice kopartıyor. Herkes kendine aynı soruyu soruyor: “Nasıl yani?” Filmi izleyenler bu sorunun hemen ardından cevabı öğrenmeye çalışıyor. İlk önce yakın arkadaş çevresinden, sonra sanal ortamdan (filmin internet sitesi olayları gayet açık bir şekilde açıklıyor), olmadı film hakkında yazılmış yazılardan (Türkçe olarak bunların ilki ‘Sinema’ dergisinin Temmuz 2003 sayısında çıkmıştır ve oldukça doyurucudur) cevap aranıyor. Tabii tek bir cevabı da olmadığından arkadaş muhabbetlerinin en koyu öğesi haline dönüşüyor. Yalnız, son çıkan ‘yönetmenin kurgusu’ versiyonu filmi çok iyi biçimde açıklıyor. Bu versiyondan sonra soru işareti kalacağını düşünmüyorum. Son olarak, bütün bu kafa karışıklığının yönetmenin amacı olduğunu söyleyeyim. Film gösterime girmeden önce verdiği röportajda, kendi filmlerinin 2-3 defa izlenmesini istediğini söylüyor.

Artık çoğu kişi filmin ne demek istediğini anlamasına rağmen ben yine de kendi yorumumu getireyim. Ne de olsa net bir cevap yok. Öncelikle, film tamamen ‘Paralel evrenler teorisi’ üzerine kurulu. Söz konusu teoriye göre, insanları birtakım yanlışlıklardan kurtarmak için bir kahraman seçiliyor (Donnie) ve bir paralel evren açılıyor (motorun düştüğü gece). Kahraman, kahraman olduğunu bilmediği için ona bir aracı (Frank/Tavşan) yol gösteriyor. Bu paralel evrendeki olaylar kahramanın etrafında dönüyor ve kahraman, aracının önderliğinde birtakım yanlışlıkları açığa çıkarıyor. Kahramanın amacı sona erdiğinde bir portalla kahraman, paralel evrenin başladığı zamana geri dönüyor ve paralel evren kapanıyor. Paralel evren dahilinde olan olayları ise kahramanın yakın çevresi rüyalarında görüyor. Şimdi okuyunca basit gelse de film içinde gayet karmaşık bir yapı haline dönüşüyor. Mesela, kahramanın tüm tanıdıklarının evrende bir görevi var. Bunları bulmak ise size kalıyor filmde. (İşte bu gibi şeylerden ötürü birkaç defa izlemeniz iyi oluyor.) Tabii filmdeki çeşitli göndermeler de cabası. Bu bakımdan filmi bir bulmaca halinde düşünmek yerinde olur. Mesela Donnie’nin bir İsa figürü olduğunu; kız arkadaşı, annesi ve kız kardeşi için kendini feda etmesini rahatlıkla filmden çıkartabilirsiniz. Bunun gibi bir sürü metaforu filmden çıkartabilirsiniz, biraz da sizin görebilme gücünüze bağlı.

Son olarak, filmin günümüze etkileri. Tabii bu etkilerden bahsetmek için daha erken olsa da şimdiden görebilirsiniz. Mesela filmlerin, artık salt izlemek için değil kafa yordurmak için yapılması (David Lynch ayrı bir vaka, ondan bahsetmiyorum.). Bu bakımdan 2004 yapımı The Butterfly Effect örnek verilebilir. Ayrıca Mad World şarkısının bu kadar sevilmesi (İngiltere’de kaç hafta ilk sırada yer alması), filmin ilham verdiği sergilerin açılması, vs…

Şimdi dönüp baktığımızda, sıra dışı bir film var karşımızda. Hiçbir şekilde başka filmlere benzemeyen, tamamen tek olan bir film. Ayrıca bunu çok kaliteli biçimde yapıp insanı düşüncelere sevk ediyor. Sonuç ortada: Bir başyapıt, hatta bakarsınız zaman içinde bir klasiğe dönüşecek bir film.

Oyuncular: Jake Gyllenhaal, Jena Malone, Mary McDonnel, Holmes Osborne, Maggie Gyllenhaal, Drew Barrymore, Noah Whle, Katherine Ross, Patrick Swayze – Görüntü Yönetmeni: Steven Poster – Müzik: Micheal Andrews – Yapım Yılı, Ülkesi: 2001, ABD – Yazan ve Yöneten: Richard Kelly

***** Y.T.: 23 Ekim 2006