Arşiv
Sinema Sinema
Carnage [Roman Polanski – 2011]
Polanski’nin son filmi, bir tiyatro piyesi uyarlaması. Bu özelliğini sonuna kadar da hissettiriyor. Bana göre kötü bir özellik olsa da film açısından artıları da mevcut. İki yetişkin evli çiftin, çocuklarının kavgası yüzünden bir araya gelmesini ve ardından yaşananları anlatan film, esas olarak günümüz toplumunda sıkışmış bireyin içindeki kötülüğü açığa çıkarışını vurguluyor. Diyor ki, hiç kimse iyi aile çocuğu filan değildir, herkes gibi kötüdür. Tek mekan ustası Polanski’nin rahatlıkla kotardığı film, harika olmasa da, izlenip üzerinde tartışılması gereken filmlerden.
Martha Marcy May Marlene [Sean Durkin – 2011]
Geçen yılın favori bağımsızı olan bu film, muammalı senaryosu ve başarılı performanslarıyla ilgili hak ediyor. Bir genç kızın, bir tarikata girmesi ile oradan kaçıp ablasında normal hayata adapte olma sürecini anlatıyor. Bazı olaylrı bilerek muğlak bırakan yönetmen Durkin, en başta başroldeki Elizabeth Olsen’den güç alıyor. Ayrıca bağımsızların aranan ismi John Hawkes’ın da harika bir performans çıkardığı film; tarikatlar ve gündelik yaşam hakkında ciddi sorular soruyor. Seyredilmesi gerek!
Daha fazlasını oku…
Il y a Longtemps que je T’aime (I’ve Loved You So Long)
Bir filmi izlemeden önce minimum bilgi almak isterim. Yönetmeni ve ekibi bana yeter. Varsa adaylıkları ve ödüllerini de göz önüne alırım. Belki konuyu okurum ama hemen aklımdan silmeye çalışırım, eğer izleyeceksem. Hele fragmanını hiç izlemek istemem. Zaten izlemeyi düşündüğüm filmin eleştirisini asla okumam.
Çünkü film zaten sana derdini kendi başına anlatabilmelidir. Anlatamıyorsa sorun vardır zaten. Anlatıyorsa da bunu önceden bilmek filmden alacağın zevki bozabilir.
Daha fazlasını oku…

Son Yorumlar