Arşiv

Posts Tagged ‘Divriği Ulu Cami ve Şifahanesi’

Sivas İzlenimleri – 2: Divriği

28/06/2014 2 yorum

Pazar gübü sabah 9 olmadan kahvaltımızı yapmış, otelden ayrılmış ve arabamıza binmiştik. İstikametimiz Sivas’a 180 km uzaklıktaki Divriği’ydi. Malatya yoluna girdikten 30-40 km sonra yolumuz ayrıldı, gidiş-dönüş yola dönüştü. Etrafta uçsuz bucaksız bozkır, 10 km’de bir ufacık köyler, uzaktaki tepelerde karlar. Bu manzara eşliğinde yol aldık Engin’le.

20140323_094817Sivas-Divriği Yolu

Yol Kangal’dan sonra iyice ıssızlaştı. O kadar ki 10 dakikada bir, başka bir araba görür olduk. Sanki ne kuşun ne kervanın uğradığı bir bilinmeze yol alıyorduk. Bu sırada yolun rakımı da virajı da artmaya başladı. Birkaç yerde geçit tabelası gördük, 1800m-2000m arası rakımlar yazıyordu üzerlerinde. Kangal’dan önce uzak dediğimiz karlı tepeler yanı başımıza geldi. Bir yerde arabamızı durdurduk yol ortasında etrafa bakındık, ben biraz fotoğraf çektim. Yolun keyfini çıkarabilenler için Divriği yolu bulunmaz bir rota olabilir. Belki ne denizi ne de ağacı var ama bozkırın garip bir çekiciliği var. Issızlığın ortasında kayboluyorsunuz resmen. Sanki hiçbir derdin sizi bulamayacağı bir dünyadasınız.

20140323_112752Yol üstünde bir dumanlı/karlı tepe

Divriği beklediğimden büyük bir kasaba çıktı. O kadar ıssızlıktan sonra garipsiyorsunuz. İlçede çok uzun zamandır maden çıkarıldığı için geliştiği aşikar. Yine de bir vadi içinde konumlanan ilçe, çevresindeki bakirliğin yanında sakil duruyor. Biz direkt ilçenin tarihi kısmını bularak amacımıza yöneldik. Bu kadar yolu gelme sebebimiz olan, 1985’te Unesco’nun Korunması Gereken Tarihi Yerler Listesi’ne giren Türkiye’deki ilk yapı olan Divriği Ulu Cami ve Şifahanesi’ne yöneldik. Peki değdi mi bu kadar yol? Kesinlikle! Karşımızda dünyada eşi benzeri olmayan bir mimari başyapıt duruyordu. Üstelik bu bozkırın ortasında ve 769 yıllık bir eser!

Okuduğum makalelere [1, 2, 3, 4] göre yapının yapımı 1228-1242 arasında. O devirde Divriği’de Mengücekoğluları’nın Divriği Kolu hüküm sürüyor. 1071 yılındaki Malazgirt Savaşı’ndan sonra bölgeyi fetheden Mengücek Bey’in kurduğu beylik, tam bağımsız değil. Anadolu Selçukluları’na bağlı olan beylik, ayrıca 2 kola ayrılmış: Erzincan Kolu ve Divriği Kolu. 1080 yılından 1270’lere kadar siyasi hayatını sürdüren beylik pek savaşmamış, adı genelde bölgede yaptırdığı imar faaliyetlerinin kitabelerinde geçiyor. Bu bakımdan da oldukça garip bir siyasi oluşum denilebilir. Böyle bir beyliğin şaheserinin de, dünyada hala eşi benzerinin olmaması daha da garip. Hiç savaşmamış bir beylik olarak ismini, böyle bir mimari şaheserle tarihe yazdırmak gerçekten büyük başarı.

20140323_123929Taçkapı Daha fazlasını oku…

Reklamlar