Başlangıç > blog > Neden Bu Blog?

Neden Bu Blog?

Bu blog açılalı 2 yılı geçti. Ağırlıklı sinema yazmayı düşünürken kimi zaman politika kimi zaman felsefi ikilemler yazıldı bu sayfaya. Kimi gün oldu 3 yazı yazıldı, kimi ay oldu sadece 1 yazı konabildi.

Şimdi şaşırmışsınızdır, neden böyle bir hesaplaşmaya girdin diye. Geçen hafta yazlıkta boş boş düşünürken, bir açıklama yapmak istedim. Bir blogtur sanal aleme açılıyor, lakin nedir, necidir? Mesela martta blogun ana başlığı değişti, neden değişti? Ayrıca genel olarak bir yazı yazmak istedim, bu blogun var olma sebebini anlatan.

Dediğim üzere 2 yıl önce, Mayıs 2007’de açıldı bu blog. O zamanki tek amacım, yazılarımı istediğim gibi yayınlamaktı. Ortabahçe’de (İTÜ Makine dergisi) kimi sayı 3 yazım yayınlasa da beni doyurmuyordu ve öylesine yazmak istiyordum.

Ayrıca sanal şöhret olmak gibi salak bir düşüm de vardı. Daha toyuz tabii, her yerde blogun reklamını yaptık. Sanki bir giren ikinciye hayran kalacak. Sonradan kafaya dank etti ki blog olayı okunmak için değil, yazmak için olan bir olgu. (Tabii ticari blogları konsept dışında tutuyoruz) Şimdilerde gün geliyor, kimse okumasa da salakça yazsam diyorum. Çünkü nedense okunma hissi bende bir otosansür oluşturuyor. Şu sıralar bu garip duyguma ket vurmaya çalışıyorum.

Gelelim isim meselesine. Blogun ismi neredeyse 2 yıl ‘Artun’un Sanal Evi’ydi. Amaç, düşüncelerimin internette toplanacağı bir havuz olduğuydu. Şimdi ise ‘Bir Entelin Sayıklamaları’. İsmin kökeni ocak ayındaki ‘3. Dünya Savaşı’ (link de burada) yazıma dayanıyor. O yazıda şöyle demiştim: “Entel, her boku bildiğini sanıp aslında bir bok bilmeyen insanlık müsveddesidir.” Dalga geçtiğimi sananlar olabilir ama gayet ciddiyim ve ben de bir entelim. Sayıklama kısmına gelirsek, bildiğiniz üzere sayıklama, bir sarhoş, hasta veya delinin saçma sapan konuşmasından ibarettir. Bazen normal insanlar da bir konu üzerine saçma şeyler söyleyebilir. İşte ben de bir entel olarak saçmalıyorum.

Buradaki asıl niyetim bu blogu çok ciddiye almamanız. Sonuçta ben bir insanım ve edebi bir kişilik veya bir gazeteci değilim. Kendime göre bir şeyler karalıyorum. Yazdıklarım bana o anda doğru geliyor lakin bu, sizin doğrunuz olmayabilir. Burası benim sayfam, bir nevi tapulu malım, istediğimi yazarım ama bu hiçbir şekilde sizi bağlamamalı.

Konu olaraksa belli bir başlığı olmayacak bu blogun. Sinema, politika, felsefe, psikoloji, anı, deneme, gezi, vs. O an ne gelirse aklıma o olacak.

Bu blogun hikayesi de böyle işte! Bu blog açılalı 2 yılı geçti. Ağırlıklı sinema yazmayı düşünürken kimi zaman politika kimi zaman felsefi ikilemler yazıldı bu sayfaya. Kimi gün oldu 3 yazı yazıldı, kimi ay oldu sadece 1 yazı konabildi.

Şimdi şaşırmışsınızdır, neden böyle bir hesaplaşmaya girdin diye. Geçen hafta yazlıkta boş boş düşünürken, bir açıklama yapmak istedim. Bir blogtur sanal aleme açılıyor, lakin nedir, necidir? Mesela martta blogun ana başlığı değişti, neden değişti? Ayrıca genel olarak bir yazı yazmak istedim, bu blogun var olma sebebini anlatan.

Dediğim üzere 2 yıl önce, Mayıs 2007’de açıldı bu blog. O zamanki tek amacım, yazılarımı istediğim gibi yayınlamaktı. Ortabahçe’de (İTÜ Makine dergisi) kimi sayı 3 yazım yayınlasa da beni doyurmuyordu ve öylesine yazmak istiyordum.

Ayrıca sanal şöhret olmak gibi salak bir düşüm de vardı. Daha toyuz tabii, her yerde blogun reklamını yaptık. Sanki bir giren ikinciye hayran kalacak. Sonradan kafaya dank etti ki blog olayı okunmak için değil, yazmak için olan bir olgu. (Tabii ticari blogları konsept dışında tutuyoruz) Şimdilerde gün geliyor, kimse okumasa da salakça yazsam diyorum. Çünkü nedense okunma hissi bende bir otosansür oluşturuyor. Şu sıralar bu garip duyguma ket vurmaya çalışıyorum.

Gelelim isim meselesine. Blogun ismi neredeyse 2 yıl ‘Artun’un Sanal Evi’ydi. Amaç, düşüncelerimin internette toplanacağı bir havuz olduğuydu. Şimdi ise ‘Bir Entelin Sayıklamaları’. İsmin kökeni ocak ayındaki ‘3. Dünya Savaşı’ (link de burada) yazıma dayanıyor. O yazıda şöyle demiştim: “Entel, her boku bildiğini sanıp aslında bir bok bilmeyen insanlık müsveddesidir.” Dalga geçtiğimi sananlar olabilir ama gayet ciddiyim ve ben de bir entelim. Sayıklama kısmına gelirsek, bildiğiniz üzere sayıklama, bir sarhoş, hasta veya delinin saçma sapan konuşmasından ibarettir. Bazen normal insanlar da bir konu üzerine saçma şeyler söyleyebilir. İşte ben de bir entel olarak saçmalıyorum.

Buradaki asıl niyetim bu blogu çok ciddiye almamanız. Sonuçta ben bir insanım ve edebi bir kişilik veya bir gazeteci değilim. Kendime göre bir şeyler karalıyorum. Yazdıklarım bana o anda doğru geliyor lakin bu, sizin doğrunuz olmayabilir. Burası benim sayfam, bir nevi tapulu malım, istediğimi yazarım ama bu hiçbir şekilde sizi bağlamamalı.

Konu olaraksa belli bir başlığı olmayacak bu blogun. Sinema, politika, felsefe, psikoloji, anı, deneme, gezi, vs. O an ne gelirse aklıma o olacak.

Bu blogun hikayesi de böyle işte! Bu blog açılalı 2 yılı geçti. Ağırlıklı sinema yazmayı düşünürken kimi zaman politika kimi zaman felsefi ikilemler yazıldı bu sayfaya. Kimi gün oldu 3 yazı yazıldı, kimi ay oldu sadece 1 yazı konabildi.

Şimdi şaşırmışsınızdır, neden böyle bir hesaplaşmaya girdin diye. Geçen hafta yazlıkta boş boş düşünürken, bir açıklama yapmak istedim. Bir blogtur sanal aleme açılıyor, lakin nedir, necidir? Mesela martta blogun ana başlığı değişti, neden değişti? Ayrıca genel olarak bir yazı yazmak istedim, bu blogun var olma sebebini anlatan.

Dediğim üzere 2 yıl önce, Mayıs 2007’de açıldı bu blog. O zamanki tek amacım, yazılarımı istediğim gibi yayınlamaktı. Ortabahçe’de (İTÜ Makine dergisi) kimi sayı 3 yazım yayınlasa da beni doyurmuyordu ve öylesine yazmak istiyordum.

Ayrıca sanal şöhret olmak gibi salak bir düşüm de vardı. Daha toyuz tabii, her yerde blogun reklamını yaptık. Sanki bir giren ikinciye hayran kalacak. Sonradan kafaya dank etti ki blog olayı okunmak için değil, yazmak için olan bir olgu. (Tabii ticari blogları konsept dışında tutuyoruz) Şimdilerde gün geliyor, kimse okumasa da salakça yazsam diyorum. Çünkü nedense okunma hissi bende bir otosansür oluşturuyor. Şu sıralar bu garip duyguma ket vurmaya çalışıyorum.

Gelelim isim meselesine. Blogun ismi neredeyse 2 yıl ‘Artun’un Sanal Evi’ydi. Amaç, düşüncelerimin internette toplanacağı bir havuz olduğuydu. Şimdi ise ‘Bir Entelin Sayıklamaları’. İsmin kökeni ocak ayındaki ‘3. Dünya Savaşı’ (link de burada) yazıma dayanıyor. O yazıda şöyle demiştim: “Entel, her boku bildiğini sanıp aslında bir bok bilmeyen insanlık müsveddesidir.” Dalga geçtiğimi sananlar olabilir ama gayet ciddiyim ve ben de bir entelim. Sayıklama kısmına gelirsek, bildiğiniz üzere sayıklama, bir sarhoş, hasta veya delinin saçma sapan konuşmasından ibarettir. Bazen normal insanlar da bir konu üzerine saçma şeyler söyleyebilir. İşte ben de bir entel olarak saçmalıyorum.

Buradaki asıl niyetim bu blogu çok ciddiye almamanız. Sonuçta ben bir insanım ve edebi bir kişilik veya bir gazeteci değilim. Kendime göre bir şeyler karalıyorum. Yazdıklarım bana o anda doğru geliyor lakin bu, sizin doğrunuz olmayabilir. Burası benim sayfam, bir nevi tapulu malım, istediğimi yazarım ama bu hiçbir şekilde sizi bağlamamalı.

Konu olaraksa belli bir başlığı olmayacak bu blogun. Sinema, politika, felsefe, psikoloji, anı, deneme, gezi, vs. O an ne gelirse aklıma o olacak.

Bu blogun hikayesi de böyle işte!

Reklamlar
Kategoriler:blog
  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: