Sonbahar

Kendi ölümünü bekleyebilmek! Zamanını bilerek, telaşlanmadan, susarak! Bir nevi kendine ağıt yakarak! Ürperdiniz, değil mi? Buna imkansız bir aşk ve giderek sararan yapraklar ekleyin. İşte karşınızda Sonbahar!

Aslında izlediğimiz öykü bize çok yabancı değil! Her yıl olagelen ama görmediğimiz bir doğal süreç. Önce hava soğumaya başlıyor. Soğuyan hava yapraklara giden odun kanallarını tıkıyor. Böylece yapraklar atığını atamayarak sararıyor ve bir süre sonra dalından kopup düşüyor, yani ölüyor.

Filmdeki Yusuf da yaprağa benziyor. Hayatının baharında katıldığı açlık grevi onun da damarlarını tıkıyor. Akciğerlerini tamamen işlevsiz bırakarak ölümü erkene alıyor. İşte bu koşullarda Yusuf hapishaneden salıveriliyor. O da Hopa yakınındaki köyüne dönüyor. Ölümünü sessizce bekliyor. Geçmişini, hatalarıyla sevaplarıyla hatırlıyor. Bu süreçte karşısına bir kız da çıkıyor ama o da başka bir umutsuz yaprak. Belki ağacından daha kopmayacak lakin bir daha da yemyeşil olamayacak bir yaprak. Ama bu iki yaprak, kaybettikleri yeşilliği bir anlığına olsun birbirlerinde buluyor. Kışa girerken çıkan son güneş misali birbirlerini bir nebze olsun ısıtıyorlar, o uzun soğuktaİtalikn önce son bir sıcaklık.

Özcan Alper bu öyküyü son derece minimal, sağa sola sapmadan, bir yerlerde fazla oyalanmadan, hikaye neyi gerektiriyorsa onu vererek anlatıyor. Malzemesi çok doğal. Oyuncuları o kadar gerçek ki sanki şu an Hopa’ya gitsek dokunacakmışız gibi. Daha da güzeli, Doğu Karadeniz o kadar büyüleyici ki düzgün bir hikayeyle inanılmaz anlamlara bürünüyor. Gerek Alper gerekse görüntü yönetmeni Feza Çaldıran bu güzelliği son derece iyi kullanıyorlar; gerektiğinde bir kaçış mekanı olarak, gerektiğindeyse kendine özgü bir hapishane olarak.

Sonbahar, Türk Sinema Tarihi’ne adını yazdırabilecek kadar iyi bir film. Hafif bir esintiyle başlayan, git gide şiddetlenen ve sonunda gürleyen bir duygu fırtınası oluşturabilecek bir eser. Bu haliyle ‘kum saatindeki zaman akışı’nı dört dörtlük kullanan bir kurgu. Kesinlikle 2008’in en iyilerinden.

Oyuncular: Onur Saylak, Megi Kobaladze, Gülefer Yenigül, Serkan Keskin, Nino Lejava – Görüntü Yönetmeni: Feza Çaldıran – Yazan ve Yöneten: Özcan Alper

Reklamlar
  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: