Arşiv

Archive for the ‘şarkı’ Category

Glee!

Geçen ay Glee Altın Küreler’de En İyi Komedi Dizisi ödülünü alınca izlemek geldi içimden. Çünkü hem ne zamandır yeni bir komedi dizisine başlamamıştım hem de dizinin türü olan müzikal-lise komedisi beni cezbediyordu. Malumunuz, hem müzikalleri severim hem de lise filmlerine hastayımdır (80’ler………………!).

Glee, bize çok yabancı bir kelime. Wikipedia’dan araştırdım, 17. yüzyılda ortaya çıkmış bir şarkı türü. Kiliselerde biraz dramaturji katılarak söylenen şarkı diye özetlenebilir ama tabii, daha derin anlam ve metaforları da var. Bu dizide kullanılan manası ise, liselerde kurulan sahne ile müziği birleştiren bir kareografi ile şov yapan bir koro grubu. ABD’deki çoğu lisede bu kulüpten varmış ve turnuvaları düzenlenirmiş.

Daha fazlasını oku…

Kategoriler:dizi, Emmy Ödülleri, şarkı Etiketler:

Benden Şarkılar – 7

Ne zamandır bu bölüme yeni şarkı eklememiştim. Bu aralar servis yüzünden bol ipod dinler oldum. Nicedir dinleyemediğim şarkılar denk geliyor bazen.

Bunlardan biri de Frank Sinatra’nın ‘The Gril from Ipanema’sı. Lisede çok sık dinlediğim bir şarkıydı. Sebebi vardı çünkü. Lise 2-lise 3 döneminde bir kıza aşıktım yada öyle olduğumu sanmıştım. Tam adını koyamıyorum, tamamen platonikti çünkü. Kıza açılamıyordum. Bu şarkıyı dinleyip efkarlanıyordum (ne salaklıkmış, şimdi düşününce). Sonra mektupla filan açılmış, ret almıştım, doğal olarak (başka bir salaklık). Neyse, bu şarkı bana o dönemi hatırlatır, tatlı bir anı olarak.
Frank Sinatra & Antonio Carlos Jobim – The Girl from Ipanema

Tall and tan and young and lovely
The girl from ipanema goes walking
And when she passes, each one she passes goes – ah

When she walks, she’s like a samba
That swings so cool and sways so gentle
That when she passes, each one she passes goes – ooh

(ooh) but I watch her so sadly
How can I tell her I love her
Yes I would give my heart gladly
But each day, when she walks to the sea
She looks straight ahead, not at me

Tall, (and) tan, (and) young, (and) lovely
The girl from ipanema goes walking
And when she passes, I smile – but she doesn’t see (doesn’t see)
(she just doesn’t see, she never sees me,…)


Kategoriler:şarkı Etiketler:

Benden Şarkılar – 6

Hafif bir ‘feel good’ (kendini iyi hisset) şarkısı. Kar-Wai’nin postmodern aşk masalı Chungking Express’inin ses kaydında çalar. Arada dinlemek fena halde hoşuma gider. Buyurun:

Things in Life (Dennis Brown)

It’s not everyday we’re gonna be the same way
There must be a change somehow
There are bad times and good times too
So have a little faith in what you do
Cause you don’t seem to realize
The things you’ve got to face in life
Today you’re up, tomorrow you’re down
So thank god that you’re still around town

Though we’ve got to work like slaves
Just to eat a piece of bread
But as we go along each day we’ll find
Happiness to sooth the mind cause
It’s not everyday we’re gonna be the same way
There must be a change somehow
There are bad times and good times too
So have a little faith in what you do

Kategoriler:şarkı Etiketler:

Benden Şarkılar – 5

Freaks & Geeks’in sona doğru olan bölümlerinden birinde çalıyordu bu şarkı: The Who’dan ‘I’m One’. Gayet dokunmuştu bana, içimi titretmişti. Martin Starr’ın canlandırdığı ineğin (geek) yalnızlığı ve pskilojisini çok iyi yansıtıyordu. Ben de sonradan şarkıyı kendime yakıştırdığım zamanlar oldu. Hala daha oluyor. Biraz umutsuzluğa meyleden bir şarkı ama şık. İlk kıtadaki sözler harika özetliyor, bazı anlardaki ruh halimi. Buyurun:

I’m One (The Who)

Every year is the same
And I feel it again,
I’m a loser – no chance to win.
Leaves start falling,
Come down is calling,
Loneliness starts sinking in.

But I’m one.
I am one.
And I can see
That this is me,
And I will be,
You’ll all see
I’m the one.

Where do you get
Those blue blue jeans?
Faded patched secret so tight.
Where do you get
That walk oh so lean?
Your shoes and your shirts
All just right.
But I’m one etc.

I got a Gibson
Without a case
But I can’t get that even tanned look on my face.
Ill fitting clothes
I blend in the crowd,
Fingers so clumsy
Voice too loud.

But I’m one.

Kategoriler:şarkı Etiketler:

Benden Şarkılar – 4

‘Benden şarkılar’a devam ediyoruz. Sırada 1969 yılından bir şarkı var. O yılın en tartşılan filmlerinden The Midnight Cowboy’un kendisi kadar efsanevi şarkısı: Harry Nilsson’dan ‘Everybody’s Talkin” Sözler az ama öz. Çok başarılı.

Everybody’s talking at me
I don’t hear a word they’re saying
Only the echoes of my mind

People stopping staring
I can’t see their faces
Only the shadows of their eyes

I’m going where the sun keeps shining
Thru’ the pouring rain
Going where the weather suits my clothes
Backing off of the North East wind
Sailing on summer breeze
And skipping over the ocean like a stone

Kategoriler:şarkı Etiketler:

Benden Şarkılar – 3

Geçen ayki Sertab Erener konserinden sonra tüm albümlerini tekrar dinlemeye başladım. Her albümde 3-4 şarkı çok hoşuma gitti. Onlardan birini sizinle paylaşıyorum. Aslında bir Sezen Aksu şarkısı ama Sertab’ın ilk albümünde de yer alıyor.

Yalnızlık Senfonisi

Anladım sonu yok yalnızlığın,
Hergün çoğalacak.
Her zaman böyle miydi bilmiyorum.
Sanki dokunulmazdı çocukken ağlamak;
Alışır her insan, alışır zamanla kırılıp incinmeye
Çünkü olağan yıkılıp yıkılıp yeniden ayağa kalkmak.

Yalnızlığım yollarıma pusu kurmuş beklemekte,
Acılar gözlerini dikmiş üstüme nöbette.
Bekliyorum bekliyorum bekliyorum…
Hadi gelin üstüme korkmuyorum!

Bulutlar yüklü ha yağdı ha yağacak üstümüze hasret,
Yokluğunla ben başbaşayız nihayet!

Kategoriler:şarkı Etiketler:

Benden Şarkılar – 2

2. şarkım, aynı zamanda 1 yıldan uzun zamandır cep telefonu melodimdir. Hayat tarzımı gösteren başka bir şarkıdır. Joan Jett’ten geliyor…

Bad Reputation

I don’t give a damn ’bout my reputation
You’re living in the past it’s a new generation
A girl can do what she wants to do and that’s
What I’m gonna do
An’ I don’t give a damn ‘ bout my bad reputation

Oh no not me

An’ I don’t give a damn ’bout my reputation
Never said I wanted to improve my station
An’ I’m only doin’ good
When I’m havin’ fun
An’ I don’t have to please no one
An’ I don’t give a damn
‘Bout my bad reputation

Oh no, not me
Oh no, not me

I don’t give a damn
‘Bout my reputation
I’ve never been afraid of any deviation
An’ I don’t really care
If ya think I’m strange
I ain’t gonna change
An’ I’m never gonna care ‘Bout my bad reputation

Oh no, not me
Oh no, not me

Pedal boys!

An’ I don’t give a damn
‘Bout my reputation
The world’s in trouble
There’s no communication
An’ everyone can say
What they want to say
It never gets better anyway
So why should I care
‘Bout a bad reputation anyway

Oh no, not me
Oh no, not me

I don’t give a damn ’bout my bad reputation
You’re living in the past
It’s a new generation
An’ I only feel good
When I got no pain
An’ that’s how I’m gonna stay
An’ I don’t give a damn
‘Bout my bad reputation

Oh no, not me
Oh no, not
Not me, not me

Youtube linki de budur:
http://www.youtube.com/watch?v=5RAQXg0IdfI

Kategoriler:şarkı Etiketler:

Benden Şarkılar – 1

05/02/2010 2 yorum

Bundan sonra sevdiğim şarkıların sözlerini de koyacağım bu bloga. Amacım beni daha iyi tanımanız. Her ne kadar kaç kişinin okuduğunu bilemesem de sizi gerçek arkadaşlarım olarak görüyorum. Çünkü hayatınız boyunca beni görmediniz ama burada beni okuyabiliyorsunuz. Benim için önemli bir detay, paylaşmak istedim.* Bu arada, şarkı sözleri de beni yansıttığına inandığım, zaman geçtikçe dinlemekten bıkamadığım şarkılara ait olacak. Saygılarla.

İlk şarkı sözü Müfide İnselel’den geliyor. Hayata bakışım diyebileceğim bir parça:

Yok Öyle Bir Sevgili

Geceyi gündüz eden,
Güvenen güvendiren,
Ama gücendirmeyen,
Yok öyle bi sevgili…

Gönlünü hoş eyleyen,
Koşulsuz, şartsız seven,
Özenen, hep hoşgören,
Yok öyle bi sevgili..

Kaldı ki,
Bu ben de değilim ne yazık ki..

Yalnız, sen olduğun için seven seni,
‘Susmak erdemdir’ diyebilen biri,
Bir ömrü, aynı yastıkta eskitecek gibi,
Ama yok ki, yok öyle bi sevgili..

Ne çok şey istiyoruz,
Aslında çook, çok, çok,
Ama yok öle bi sevgili,
Yok ki de yok!!!

*: İçinizden “Bu adamın arkadaşları blogunu okumuyor mu?” diyebilirsiniz. Birkaçı okuyor ama okumayanlara da darıldığımı zannetmeyin. Kaç kişi blog okuyor ki Türkiye’de benim onları yargılamaya hakkım olsun.

Kategoriler:şarkı Etiketler:

Mad World’ün Alternatif Çevirisi

All around me are familiar faces
Çevremizde her gün tanıdık bir sürü yüz görüyoruz. Kimi gerçekten tanıdığımız, kimi de sadece benzeyen. Çevremiz bu kadar kalabalık olsa da yalnızız yine de.

Worn out places, worn out faces
Çünkü çevremiz o kadar dejenere olmuş ki! Gittikçe güzelliğini kaybeden, anlamını yitiren mekanlar. Daha da önemlisi maskeler kuşanmış binlerce insan, artık yüzleri bile tanınmayan.

Bright and early for their daily races
Hepsi de basit oyunlar etrafında dönüyor. Her gün tekrarlanan, sahte numaralar lakin herkesin katıldığı.

Going nowhere, going nowhere
Hepsinin ödülü de aynı: Hiçbir şey. Belki de sadece yeni oyunlara katılma hakkı veriyor, yine sonucu bulunmayan.

Their tears are filling up their glasses
Tabii bu manasız yarışları kaybedenler de var. Ödülleri de gözyaşı. Ama bu yaşlar dışarıya akamıyor, kişinin içinde birikiyor.

No expression, no expression
Çünkü hala dışarıyı düşünüyorlar. Utandırmak istemiyor kendini, o yüzden de yüzü ifadesiz. Ama bilmiyor ki zararı yine kendine.

Hide my head I want to drown my sorrow
İçine attıkça da insan, gömüyor başını, tavuskuşu misali. Acısını kendi çekmek istiyor.

No tomorrow, no tomorrow
Sonuçta ne kazanan, ne de kaybeden yarına ulaşamıyor. Edindiği şey, yine bugün.

And I find it kind of funny
Bense tüm bunları biraz komik buluyorum. Bazen onları izleyip dalgamı geçiyorum.

I find it kind of sad
Bazen de çok üzülüyorum. Yüreğim burkuluyor, çünkü ben de içindeyim.

The dreams in which I’m dying
Öyle bir hale geldik ki artık en iyi rüyalarımız…

Are the best I’ve ever had
içinde öldüklerimiz. Çünkü bu düzenden tek çıkış yolu var.

I find it hard to tell you
Söylemesi çok zor, inanın.

I find it hard to take
Kabullenilmesi belki de daha zor.

When people run in circles
İnsanlar bu düzenin içinde sonu olmayan daireler çiziyorlar. Hiçbir getirisi olmayan!

It’s a very, very
Mad World
Mad world

Bu dünya çok ama çok çıldırmış. Yörüngesinden tamamen sapmış!

Children waiting for the day they feel good
Her çocuk o günü bekler. Hediyelerin alındığı, pastaların yendiği, oyunlarda kazananın o olduğu.

Happy Birthday, Happy Birthday
Nice yıllara doğum günü çocuğu! Ama hakkın sadece 1 gün, ya kalan günler?

And I feel the way that every child should
Her çocuğa bunlar anlatılır, ders olsun diye. Oysa ki çocuğa yalanı dolanı öğretiriz böylece.

Sit and listen, sit and listen
Oturup dinler her biri ama korunmayı öğreneceğine düzeni öğrenir.

Went to school and I was very nervous
Okula ilk başladığımda çok huzursuzdum. Evin huzurlu ortamından ilk adımdır.

No one knew me, no one knew me
Kimse seni tanımaz, sen de kimseyi. Herkes temizdir (olacağı kadar).

Hello teacher tell me what’s my lesson
Buyurun hocam, bana dersimi öğretin. Bana düzeni öğretin.

Look right through me, look right through me
İçime bakarak yargıla beni. Ne olacağımı söyle. Sisteme nerden dahil olacağımı.

And I find it kind of funny
Hala bunları komik buluyorum.

I find it kind of sad
Biraz da buruk. Ama elden ne gelir ki?

The dreams in which I’m dying
Hala içinde öldüğüm rüyalar en keyif aldıklarım.

Are the best I’ve ever had

Belki de en iyileri hakikaten.

I find it hard to tell you
Bunu söylemek zor gelse de bu böyle.

I find it hard to take
Anlaması farklı olsa da

When people run in circles
İnsanlar bu döngüde döndükçe dönüyor, fark etmeseler de.

It’s a very, very
Mad World
Mad World
Enlarging your world
Mad World.

İşte bu yüzden bu dünya çok çılgın! Gittikçe de genişleyen bir halde üstelik.

Şarkı: Mad World – Gary Jules

Kategoriler:hayat, yorum, şarkı

İki Şarkıyla AŞK

Bazı yazılarımda, hatta bazı senaryolarımda da belirtmişimdir; aşkı en iyi anlatmanın yolu müziktir. Çünkü sözle müziğin enfes uyumu oluşunca ortaya çıkan duygu, aşk denilen o eşsiz duyguya belki bir adım daha yakındır.

İşte bu hafta böyle bir şarkı yakaladım. Daha doğrusu daha önce dinlemiştim ama o kulakla dinlememiştim. Eşsiz Beatles müzikali Across the Universe’ün ses kayıt albümü elime geçti ve ben bu şarkıya vuruldum. (Şarkı: ‘If I fell’ – Evan Rachel Wood) Yorum yazmamın bir anlamı yok, şarkı kendini o kadar güzel tercüme ediyor ki! Yalnız ben Türkçe’ye çevirdim, daha anlamlı olur diye. Altına da Celine Dion-Clive Griffin düeti ‘When I fell in love’ı çevirdim. İşte aşk budur:

AŞKA DÜŞMEK

Eğer sana aşık olursam,

Bana söz verebilir misin

Dürüst olacağına

Ve beni anlamaya çalışacağına?

Çünkü daha önce de aşık olmuştum

Ve aşkın el ele dolaşmaktan

Öte olduğunu gömüştüm.

 

 

Eğer kalbimi sana vereceksem

Emin olmalıyım.

Daha en başından

Beni ondan daha fazla sevmelisin.

 

 

Eğer sana güveneceksem,

Beni bırakıp kaçma, lütfen.

Eğer ben de seni seveceksem,

Gururumla oynama, lütfen.

 

 

Eğer kırılırsa gururum,

Ben bu acıya katlanamam;

Aşkımızın içi kof olduğu için üzülürüm.

O yüzden umarım ki

Beni gerçekten seversin.

 

GÜN OLUR

Gün olur,

Aşık olursam,

Sonsuza dek sürer.

Yoksa asla aşık olmam.

 

 

Tıpkı içinde yaşadığımız gibi,

Yaşıyoruz rahatsız bir dünyada,

Aşkın daha başlamadan bittiği bir dünyada.

Ve bir sürü

Ayışığı öpücüğü

Güneşin sıcaklığını soğutuyor.

 

 

Gün olur,

Kalbimi birine verirsem

Tamamen veririm.

Yoksa kimseye vermem.

 

 

Ve o an,

Senin de hissettiğini

Hissettiğim an.

İşte sana aşık olduğum an.

Kategoriler:aşk, şarkı