The Dark Knight

Sonunda gittim, gördüm, beğendim. Sen neymişsin be abi? Tüm rekorları alt üst etmesini geçtim, IMDb’ye 1. sıradan girmesi uzun nidalara sebep oldu. Üstelik film gerçekten güzel!

The Dark Knight şimdiden sinema tarihindeki yerini aldı. Hem de birkaç sebeple! Öncelikle film, en iyi süper kahraman filmi olmaya en yakın aday. Senaryosuyla, karakterlerini ele alış biçimiyle, sürprizleriyle, kadrosuyla, performanslarıyla ve belki de en önemlisi alt metinleriyle daha önce hiçbir süper kahraman filminin yapamadığını başarıyla yerine getiriyor. Sonra, Ocak 2008’de kaybedilen yıldız Heath Ledger’ın son büyük performansını barındırıyor. Daha da enteresanı selefini geçen nadide devam filmlerinden biri oluyor. Nice yıl sonra Titanic‘i geçme ihtimali olan bir gişe başarısı gösteriyor. Öyle ki Birleşik Devletler’de gece 3 ve 6 seansları konuyor, yani salonlar 24 saat çalışıyor.

Tim Burton filmi izleyince ne düşünmüştür acaba? Burton’ın Batman filmlerinin kalitesi tartışılmaz elbet, lakin Burton karakterleri çizgi romandaki gibi çizmişti. Yapıyı tamamen 40’lardaki ve 50’lerdeki çizgi romanlarının üzerine kurmuştu. Nolan ise 80’lerdeki Alan Moore’un grafik çalışmalarına yaslanıyor. Çok daha gerçekçi, nefes alan karakterler bunlar. Asite düşmüş bir Joker yok artık, yüzüne gülümseyen palyaço makyajı yapan bir Joker var. Üstelik bu Joker para babası değil, tek amacı anarşi olan bir kaçık. Keza İki Yüz’ün dönüşüm süreci karakter gelişimi kitaplarına geçecek cinsten. Psikolojik ve fiziksel altyapı takdire şayan. Yine Bruce Wayne’nin iç çatışmaları ve bunun olaylara yansıması çok doğal. Hiç yadırganmıyor.

Filmin eksileri bulunmaya çalışılıyor. Elbet var. Mesela benim çok garibime giden şekilde Maggie Gyllenhaal, Katie Holmes’un yerini dolduramıyor. Galiba bu role hafiflik daha fazla yakışıyor. Sonracığıma Michael Caine ve Morgan Freeman’ın rol süreleri az bulunmuş olabilir. Lakin Nolan zekasını yine konuşturarak bu az sürelerde bu ustalara öyle görevler yüklüyor ki vazgeçilmez karakterler olduklarını kanıtlıyorlar.

Benim en beğendiğim öğelerden biri de yan öykülerin filmi harika yedirilmiş olmaları. Batman’in gerçek kimliğini anlayan mühendis, Gordon’un ailesi ve feribotlardaki insanlık dersleri öyle güzel birleşiyor ki filmle, hayran olmamak elde değil. Ayrıca kadronun oluşturulmasındaki incelik gönlümü fethetti. Anthony Michael Hall bile var.

Filmi daha çok konuşacağız. Daha bunun DVD’si, ödül sezonu, vs. var.

Oyuncular: Christian Bale, Heath Ledger, Maggie Gyllenhaal, Aaron Eckhart, Michael Caine, Gary Oldman, Morgan Freeman, Monique Curnen, Nestor Carbonell, Eric Roberts, Anthony Michael Hall – Görüntü Yönetmeni: Wally Pfister – Müzik: James Newton Howard, Hans Zimmer – Senaryo: Jonathan Nolan, Christopher Nolan (Christopher Nolan ile David S. Goyer’in hikayesi ve Bob Kane’nin karakterlerinden) – Yönetmen: Christopher Nolan

Reklamlar
  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: