Arşiv
Ulak
Ulak, her şeyden önce bir masal. Anlatıcısı da Çağan Irmak. Her masal gibi bu masalın da iyileri, kötüleri, bir hikayesi, girişi, gelişmesi, sonucu ve en önemlisi bir mesajı var. Masalların tipik bir özelliği olarak da mesaj direkt söylenmiyor. Anlayan anlar hesabı, üstü kapalı biçimde sunuluyor dinleyiciye. Tabii, her dinleyici de farklı biçimde algılıyor masalı ki bu da gayet normal. Esas husus, dinleyicinin mesajı alabilmesi veya almaya niyetli olması.
Masalı filmde anlatan Zekeriya, masalına başlamadan evvel bir tür masal dinleme kılavuzu okuyor kendi zihninden. Diyor ki masalı dinlerken duyduğunuz her karakteri kendi hayatınızdan biriyle özdeşleştirin, yalnız kötüleri düşlemeyin. Sonra da o karakterleri sanki orta oyunuymuşçasına veya karagözmüşçesine gözlerinizin önünde oynatıverin. Alın size sinema. Irmak da bize düşlememize gerek kalmadan masalını anlatıyor.
Bir tür masal içi masal. Irmak bize Zekeriya adlı seyyahın köy köy dolaşıp çocuklara masal anlattığı bir masal anlatıyor. Masal, Zekeriya’nın diğer köylere benzemeyen garip bir köye gelmesiyle başlıyor. Her zamanki gibi çocukları toplayıp masalını anlatacakken köy ahalisi tarafından farklı bulunarak engel olunuyor. Ama o yine de masalını bitirmek istiyor. Çünkü tamamlanmayan masal olmaz.
Her ne kadar Zekeriya’nın hedef kitlesi çocuklar olsa da, Irmak içimizdeki çocuklara hitap ederek tüm dünyaya sesleniyor. Irmak’ın bir derdi var ve masal yoluyla bunu bize anlatmak istiyor. Ama sorun da burada çıkıyor. Yanlış anlaşılmasın, sorun Irmak da değil, günümüz dünyasında. Vahşi kapitalizmle yoğrulmuş bu dünyada, kaç kişi Irmak’ın mesajını algılayabilecek veya algılamak isteyecek merak konusu. Filmin mesajı herkese farklı görünecek çünkü her ne kadar Irmak bizim yerimize karakterlere yüz verip oynatsa da masalı herkes farklı algılayacak.
Son olarak ise Irmak’ın masalı anlatma biçimine değinelim. Filmin sanat yönetimi çok sade ve kullanışlı böylece daha önce hiçbir Türk filminde olmadığı üzere filmle bütünleşiyor. Çok güzel bir oyuncu kadrosu güzel performanslar çıkarıyor. Yanında kostüm, makyaj, görüntüler ve müzik de filme yakışmış. Daha ne olsun.
Gökten üç elma düşmüş. Biri anlatana, biri dinleyene, biri de…
Oyuncular: Çetin Tekindor, Hümeyra, Yetkin Dikinciler, Şerif Sezer, Feride Çetin, Kaya Akaya, Melis Birkan, Şener Kökkaya, Mahir İpek, Zuhal Gencer Erkaya – Görüntü Yönetmeni: Mirsad Herovic – Müzik: Evanthia Reboutsika – Senaryo ve Yönetmen: Çağan Irmak
Kabadayı
Söz konusu Türk filmleri olunca hep daha hassas davranıyoruz. Beğenmediklerimizi yerin dibine sokarken sevdiklerimizi göklere çıkartıyoruz, hiç hakları yokken. Olaya hiç tarafsız, nesnel gözle bakamadığımız içindir ki filme hak yeri hiçbir zaman veremiyoruz.
Şimdi Kabadayı’ya gelecek olursak. Filmin ilk yarısı tam bir felaketti. Klişelerden, Yavuz Turgul’un önceki filmlerinden derlenmiş bir hikaye izliyorduk. Üstelik biz bunun benzerlerini değil her filmde, her gün yayınlanan onlarca dizide zaten izlemekteydik. Yani ortada ne Turgul’un adına ne de Şen’in oyunculuğuna yakışan bir hikaye vardı. Tabii bir Turgul senaryosunun gerekliliği ilginç karakterler ve aralarda geçen sağlam diyalogları es geçiyorum. İkinci yarı ise her ne kadar dizi hüviyetini sürdürse de yaptığı birkaç sağlam hamleyle (ki bazı sinefiller bunların arak olduğunu anlamış, bkz. 13) durumu kurtararak hoş bir finalle noktayı koyuyordu.
Filmdeki mantık hatalarını saymayacağım ya da herkesin çok bariz gördüğü gereksizce uzatılmış kurgu hatalarını. Ama Ömer Vargı’nın sinema yapıyorum diye gereksiz planlar almasını gerçekten aklım almıyor. Madem klasik öykü anlatıyorsun, klasik sinema gramerini kullan, iş bitsin.
Yalnız filmin en büyük artısı kadrosu. Böyle bir kadroyu yönetmek her babayiğidin harcı değildir kesinlikle. Burada Vargı’ya ayrıcalıklı bir alkış gerek. Ama kadroda iki isim adını diğerlerinden öne çıkarmayı başarıyor, biri yılların oyuncusu Rasim Öztekin, diğeri ise benim için sürpriz ama artık olayı tamamen kavramış olan Kenan İmirzalıoğlu. Şener Şen ise çok iyi olsa da artık Turgul dünyasından çıkmalı dedirttiriyor kendine.
Kabadayı hoş bir seyirlik, zamanınızı ferahlıkla harcayabileceğiniz bir film ama daha fazlası değil.
Oyuncular: Şener Şen, Kenan İmirzalıoğlu, İsmail Hacıoğlu, Aslı Tandoğan, Rasim Öztekin, Ruhi Sarı, Süleyman Turan, Tarık Ünlüoğlu, Candan Sabuncu, Rana Cabbar – Görüntü Yönetmeni: Ferenc Pap – Müzik: Benjamin Walken Beladi – Senaryo: Yavuz Turgul – Yönetmen: Ömer Vargı
Son Yorumlar